GÜNDEM…
STK’lere ‘AB’ Fırçası
Avrupa Birliği (AB) büyükelçilerinin Bursa’da sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile görüşmesinde gerginlik yaşandı. STK temsilcileri toplantı boyunca sürekli parasal konuları gündeme taşıyıp vize alamamaktan şikâyet edince, siyasal konuların ele alınmasını bekleyen büyükelçilerden biri, “Siz bizi ne sanıyorsunuz?” diyerek tepki gösterdi. Bunun üzerine bir STK temsilcisi salonu terk etti. Türkiye delegasyonu Büyükelçi Marc Pierini öncülüğünde Bursa’da 2 gündür temaslarda bulunan AB ülkelerinin Ankara büyükelçileri ve üst düzey diplomatları, dün kentin sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıya 25 STK’nin davet edilmesine karşın katılım 17 STK temsilcisi ile sınırlı kaldı. Bu durum AB yetkililerinde tepkiye neden oldu. Görüşmede, AB tarafı STK temsilcilerinin tek tek sıkıntılarını dinledi. Öne çıkan sorular özellikle, AB fonlarının ödenmesi ve program sürelerinin kısalığı yönünde oldu. STK temsilcileri vize konusunda da çeşitli şikâyetlerini dile getirdi. Hiçbir STK temsilcisi siyasal konuları gündeme taşımadı. Soruların sürekli bu başlıklar üzerinde yoğunlaşması üzerine, söz alan bir büyükelçi “Siz bizi ne olarak görüyorsunuz? Organizasyonların vergi iadelerini sağlayan, vize sorunlarına çözüm getiren kişiler mi ya da AB fonu mu dağıtıyoruz? Yoksa bizler sizin katılmak istediğiniz AB’yi mi temsil ediyoruz?” diye tepki gösterdi. Büyükelçinin bu çıkışı STK temsilcilerini şaşkınlığa uğrattı. Bir STK temsilcisi, “Buradan bir şey çıkmaz” diyerek salonu terk ederken, bir başka STK temsilcisi, Türkiye’nin AB’nin ilk kurulma aşamasının ardından, 6 ülkenin bulunduğu dönemde üyelik başvurusu yaptığını ancak üye sayısının şu anda 27’ye yükselmiş olmasına karşın, Türkiye’nin halen tam üye olamadığına dikkat çekti.
Başbuğ Balyoz’u Anlatacak
Selimiye 1’inci Ordu Komutanlığı Karargâhı’nda yapılan ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı “Kozmik Odası”nda saklanan Balyoz Darbe Planı Seminer raporları, üç komutanın daha ifade vermesini gündeme getirdi. Dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay eski Başkanları emekli orgeneraller Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın yanı sıra Kara Kuvvetleri eski Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman’ın da ifade vermesini gündeme getirdi. Selimiye 1. Ordu Komutanlığı Karargâhı’nda yapılan ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı “Kozmik Odası”nda saklanan seminer raporlarının Balyoz soruşturmasını yürüten savcılar tarafından incelenmesi gündeme geldi. Alınan bilgilere göre davanın 16 Aralık 2010 tarihinde başlaması ile birlikte seminer raporlarının saklandığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhı Kozmik Odası’nda inceleme yapılması da gündeme gelecek. Aynı talebin 1. Ordu Komutanlığı Kozmik Odası için de geçerli olabileceği belirtildi. 5-7 Mart 2003 tarihlerinde yapılan plan semineri raporunun 30 Mart 2003 tarihinden itibaren Kozmik Oda’da yerini aldığı öğrenildi. Balyoz Darbe Planı iddialarının gündeme gelmesinden sonra İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, Genelkurmay Başkanlığı’ndan plan semineri raporlarını talep etmiş ancak bu geri çevrilmişti. Genelkurmay Başkanlığı Ceza Hukuk İşleri Şube Müdür Vekili Hâkim Binbaşı Okşan Çidem tarafından yazılan cevabi yazıda bazı belgelerin TSK Arşiv Yönergesi hükümleri uyarınca imha edildiği belirtildi. Yazıda “İmha edilmemiş olan Plan Semineri sonuç raporu ise CMK’nın 47’inci maddesi anlamında ‘Devlet Sırrı’ niteliğinde bilgiler içerdiğinden ve CMK’nın 125’inci maddesi hükmüne göre bu nitelikteki belgelerin sadece hâkim/mahkeme heyeti tarafından incelenebileceği değerlendirildiğinden, bu aşamada gönderilmemiştir” dendi. Genelkurmay Karargâhı’ndaki belgeler 31 Ocak 2005 tarihinde imha edildi. İmha tutanağı “Milli Çok Gizli Evrak Tutanağı” başlığı ile Genelkurmay kayıtlarına da geçti. İmha edilen 2293 belge arasında 1. Ordu Plan Semineri’ne ilişkin belgeler 605, 671, 680 ve 2271 sayı numarası ile girdi. 2005-2006 yıllarında 1. Ordu Komutanlığı yapan Org. Başbuğ’un ise kendi döneminde önceki yıllara ait bazı evraklarında imhasına onay verdiği öğrenildi.
İran’a Silah Satmadık
Milli Savunma Bakanlığı, WikiLeaks’in açıkladığı belgelerde, MKE’nin İran’a silah sattığına yönelik iddiaları yalanladı. Bakanlıktan konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Bir kısım yazılı ve görsel basında WikiLeaks isimli internet sitesi kaynak gösterilerek MKE Kurumu’nun İran’a silah sattığı yönünde haberler yer almıştır. MKE Kurumu, yurtdışına yapacağı ihracat öncesinde mutlaka Milli Savunma Bakanlığı’nın yazılı iznini almak zorundadır. Bu iznin alınmadığı hiçbir ürün yurtdışına gümrüklerden çıkış yapamaz. İhracat yapılacak bütün ürünlerde Türkiye’nin hak ve menfaatleri de gözönünde tutularak Türkiye Cumhuriyeti’nin mevcut ilgili yasalarının yanısıra Birleşmiş Milletler ve üyesi olduğumuz NATO kararları ile imzalayarak taahhüt ettiğimiz anlaşmalara uygunluk kriterleri mutlaka dikkate alınmaktadır. MKE Kurumu İran’a silah, mühimmat ve ürettiği diğer ürünlerden hiçbirini satmamıştır. Bu nedenle anılan sitede yayınlanan haber gerçeği yansıtmamaktadır."
MİT’ten Görüş Geldi El Kaideciler Bırakıldı
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan El Kaide davasında, mahkemenin isteği üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), El Kaide ile Taliban örgütünü ayrıntılı olarak anlattığı yazının sanıkların lehine değerlendirilmesi talep edildi. İki sanığın avukatı, müvekkilinin Afganistan ve Pakistan’a gitmiş olmasının El Kaide üyesi olması için yeterli delil olmadığını, bir yakıştırma olacaksa El Kaide değil Taliban denmesinin daha doğru olacağını ileri sürdü. MİT’ten gelen yazıda, El Kaide’nin uluslararası terörist örgüt, Taliban’ın da Afganistan direniş gücü olduğu belirtildi. MİT’in bilgi notu sonrasında yapılan duruşmada ise suç vasıf ve mahiyetini dikkate alarak sanıklardan 4’ünün tahliyesine karar verildi. Ankara Terörle Mücadele Şubesi tarafından ocak ayında 6 şehirde yapılan operasyonlarda El Kaide örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle çok sayıda kişi gözaltına alınmış, 9 kişi tutuklanmıştı. Ankara 12 Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan davada sanık avukatlarından İlhami Sayan, müvekkillerinin Afganistan ya da Pakistan’a gittikleri için örgüt üyesi olmakla suçlanamayacağını savunarak, Afganistan ya da Pakistan’a giden bazı sanıkların El Kaide örgütüyle ilişkilendirilmeyeceğini, eğer bir yakıştırma olacaksa Taliban denmesinin uygun olacağını söyledi. Sayan, MİT’ten El Kaide ve Taliban hakkında bilgi istenmesini talep etti. 14 Haziran’da görülen bu duruşmada talebi kabul eden mahkeme, MİT’ten istenilen bilginin gönderilmesini istedi. MİT ise 7 Temmuz’da mahkemeye El Kaide ve Taliban hakkında 4 sayfalık bilgi notu gönderdi.
18 Ergenekon Hâkimine 468 Bin TL'lik Dava
Yargıtay'da 18 Ergenekon hâkimi hakkında açılan 468 bin TL tazminat davası dün Yargıtay'da görülmeye başlandı. Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmata ilişkin açılan davanın tutuklu sanığı emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş, Balyoz Planı davası sanıklarından emekli tuğgeneral Süha Tanyeri ve Tümgeneral Ahmet Yavuz, birinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı avukat Kemal Kerinçsiz, İrtica ile Mücadele Eylem Planı iddialarına ilişkin davanın sanığı Albay Dursun Çiçek ve 'Ergenekon davasının tutuklu sanığı Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın, davaya bakan ve tutuklama taleplerini itirazlarını reddeden hakimler aleyhine ayrı ayrı açtıkları tazminat davalarına Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde devam edildi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve tutuksuz yargılanan sanıkların, hâkimler hakkında Yargıtay'da açtığı davaların tazminat miktarlarının yüksekliği dikkat çekiyor. Yargıtay'da görülen davalarda 18 hâkim hakkında toplam 468 bin TL tazminat isteniyor. Hâkimler hakkında en yüksek tazminat davası açan isim ise Mehmet Haberal. Toplam yedi hakim hakkında davacı olan Haberal, her biri 20 bin TL olmak üzere toplam 140 bin TL tazminat talebinde bulunuyor. Bu tazminat miktarlarına, davaları sonuçlanan ve onaylanmayı bekleyen tazminat miktarları dahil değil. Ergenekon sanıklarının açtığı dava miktarları ise şöyle: Çetin Doğan 60 bin TL, Dursun Çiçek 5 hâkim hakkında 25 bin TL, Ahmet Yavuz 3 hâkim 60 bin TL, Levent Bektaş 3 hâkim hakkında 60 bin TL, Süha Tanyeli 3 hâkim hakkında 60 bin TL, Hayrettin Ertekin 6 hâkim hakkında 60 bin TL. En düşük tazminat miktarını ise 3 bin TL ile Ergenekon sanığı Fatih Derdiyok'un. Öte yandan Prof. Haberal'ın tedavi gördüğü İÜ. Kardiyoloji Enstitüsün'den taburcu edildiğine dair sağlık raporunda imzası olan 5 kişilik heyetin, açılan soruşturma kapsamında ifadeleri alınmak üzere İstabul Adliyesi'ne çağırılacağı öğrenildi.
EKONOMİ…
İMKB pozitif yönde ayrıştı
Yurtdışından pozitif yönlü ayrışan İMKB, günü 1278 puan ve yüzde 2 değer artışla 65.350 puandan tamamladı. Avrupa'daki borç stresi, yatırımcı üzerinde baskı yapmaya devam ederken, yurtdışı piyasalarda temkinli hava bugün de sürdü. Haftaya satışlarla başlayan İMKB’de ise bugün tepki alımları görüldü. İlk seansı 408 puan artışla 64.480 puandan tamamlayan borsada bugün en yüksek 65.462 seviyesi test edildi. Gün 65.350’den tamamlandı ve 2.66 milyar liralık işlem hacmi oluştu.
Babacan, Bankalara KKDF’de Geri Adım Yok Dedi
Yaklaşık 9 milyon bireyi ilgilendiren KKDF’de hükümet geri adım atmayacağı mesajını bankalara verdi. Otomobil, evlilik, tatil, eşya alımı, küçük gereksinimler ve kredi kartı borcu kapama gibi ihtiyaçlara yönelik olarak kullanılan bireysel kredilerden alınan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu’ndaki (KKDF) 5 puanlık artışın yasal düzenlemenin yapıldığı 28 Ekim 2010 öncesi kredilere de uygulanmak istemesi üzerine tüketicilerle bankalar karşı karşıya kalırken tüketici dernekleri kararı mahkemeye götürmüştü. Vatandaşın tepkisini birebir yaşayan bankaların geçtiğimiz günlerde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile biraraya geldiği öğrenildi. Fondaki 5 puanlık artışın eski kredilere uygulanmasına pek sıcak bakmayan Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yetkilileri önerilerini Babacan’a iletirken, Babacan’ın “Bizim bu gelire ihtiyacımız var” diyerek bu konuda geri adım atmayacakları mesajını ilettiği öğrenildi. KKDF kredinin faiz ve anapara kur farkı üzerinden belli oranlarda hesaplanan ve banka müşterilerinden tahsil edilen bir fon. Global kriz döneminde piyasaları rahatlatmak ve tüketici kredilerini canlandırmak amacıyla hükümet kredilerden alınan KKDF oranını yüzde 15’den yüzde 10’a çekmişti. Ancak ekim ayının sonunda hem tüketici kredilerindeki patlamayı frenleyip ekonomiyi soğutmak hem de bütçeye gelir yaratmak amacıyla KKDF oranını yeniden yüzde 15’e çıkarmıştı. Buna ilişkin karar 28 Ekim 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yürürlüğe girerken, 5 puanlık artışın 28 Ekim öncesi kullanılan kredilere de yansıtılmak istenmesi ve bankaların bu yönde müşterilere gönderdikleri mesajlar kamuoyunda tepkilere yol açtı. Tepkiler üzerine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise İstanbul’da katıldığı bir toplantıda konuyu Gelir İdaresi ile konuşacaklarını belirterek, “Muhtemelen bir mantığı vardır. Bu konuyu inceleteceğim” demişti.Türkiye Bankalar Birliği üyeleri de daha önce İstanbul’da düzenlenen ve gazetelerin finans editörleri ile biraraya geldikleri toplantıda bu konudaki tavırlarını açık bir şekilde ortaya koyarak KKDF’nin yükseltilmesinin ve geriye yönelik uygulanmasının bankalar ile müşterileri arasında ihtilaflara ve sorunlara neden olduğunu söyleyerek kendilerinin de gelinen noktadan rahatsızlık duyduklarını ifade etmişlerdi.
Tofaş’ta Hedef Yeni Bir Binek Üretmek
Tofaş CEO’su Ali Pandır, Fiat’ın Opel ile yaptığı anlaşma gereği Bursa’da Opel için üretecekleri hafif ticari araçla birlikte bu sınıfta kapasitelerinin üst sınırına geldiklerini belirterek, “Bundan sonra hedefimiz yeni bir binek araç üretmek” dedi. Pandır, Yeni Fiat Doblo platformunda, Opel ve Vauxhall markaları için üretilecek olan yeni aracın, Ocak 2012’den itibaren ABD ve Latin Amerika’nın bazı ülkeleri hariç Avrupa ve diğer pazarlarda satılacağını söyledi. Türkiye’de yapılacak otomobil projelerinde iç pazarın önemli olduğunu vurgulayan Pandır, projenin fizibıl olması için bunun gerekliliğine işaret etti. Opel için yapılacak üretimle birlikte 160 bini Doblo, 160 bini Minicargo ve 80 bini de Linea-Albea olmak üzere 400 binlik üretime ulaştıklarını bildiren Pandır, “Linea ve Albea’nın ömrünü bitirmesiyle birlikte sürpriz bir model üretimi yapabiliriz. Ama bu kesinlikle binek olacaktır” dedi.
Bankalar 1.24 Trilyon E’luk Risk Altında
Avrupa’nın borç krizinin domino etkisiyle yayılmasından korkulurken, bankalar krizin zayıf halkası olarak görülmeye başladı. AB’nin kurtarma paketi hazırladığı İrlanda ile piyasaların gözlerinin çevrildiği Portekiz ve İspanya’da bankaların fona erişim ve borçlarını çevirme konusunda büyük güçlüklerle karşılaşmasından korkuluyor. Krizin bankalara yayılması ise problemlerin daha da büyümesi anlamına geliyor çünkü Avrupa bankalarının ‘topun ağzındaki’ bu ülkelerin bankalarındaki toplam riski toplam 1.24 trilyon euro. Yatırımcının hedefi haline gelen Avrupa’nın dördüncü büyük ekonomisi İspanya’da bankaların gelecek yıla ait 85 milyar euroluk (111 milyar dolar) borcunu ödemekte zorlanabileceği belirtiliyor. Portekiz Merkez Bankası, geçtiğimiz akşam, Lizbon yönetiminin kamu finansmanını konsolide etmeyi başaramaması halinde ülkedeki bankaların ‘tolere edilemeyecek risklerle’ karşı karşıya olduğunu bildirdi. Diğer yandan İrlanda’daki bankaların hisseleri dün, AB kurtarma paketinin krizin üzerine bir çizgi çekmeye yeterli olmayacağı endişesiyle sert bir şekilde geriledi. Reuters’ın verilerine göre, Avrupa bankalarının İrlanda’daki toplam riski 509 milyar dolar (392 milyar euro) iken Alman bankaları 139 milyar dolar ve İngiliz bankaları 149 milyar dolar ile öne çıkıyor. Avrupa bankalarının Portekiz ve İspanya’daki riski sırasıyla 180 milyar euro, 668.2 milyar euro. İspanya’da Fransa bankalarının 123.9 milyar euro, Alman bankalarının 138.5 milyar euro, Hollanda bankalarının 55.4 milyar euro tutarında riskleri bulunuyor.
İtalyan Tahvilleri İlgi Görmedi Euro 1.29’a İndi
Avrupa Birliği ülkelerine yönelik endişe ile Euro, uluslararası piyasalarda değer kaybederek 1.29 düzeyine geriledi. Paritenin bu hareketiyle içerde dolar 1.51 lirayı aştı. Dün dolar karşısında 1,2968’e kadar gerileyen Euro, eylül ayı ortasından bu yana ilk kez 1.30’un altına düştü. Euro’nun değer kaybetmesinde İtalya’nın dünkü borçlanma ihalesinde oluşan zayıf talep de etkili oldu. Son bir ayda 1.42 seviyelerindeyken hızla düşüş kaydeden Euro/dolar paritesinde, bir aylık kayıp yüzde 10’u buldu. İMKB Ulusal 100 Endeksi ise Avrupa borsalarındaki kayıplarının azalmasıyla yükseliş kaydetti. Ulusal 100 Endeksi yüzde 2 değer artışı ile 65.350 puandan kapanış gerçekleştirdi.
Gelecek 10 Yılın Devi Türkiye
Avrupa ülkeleri kurtarma planları ile uğraşırken Türkiye perakende sektörü ile ilgili açıklanan yeni bir raporla daha gelecek 10 yıla damgasını vurdu. 175 ülke ve 22 farklı sektörde analiz, reyting ve sektörel tahmin çalışmaları yapan Business Monitor International'ın yayınladığı rapora göre Türkiye, ekonomisi ile ekonomik krizin vurduğu Avrupa'nın en güçlü ülkesi olacak. Özellikle yatırımcılara sağlanan uygun koşullar ve artan nüfusu ile birlikte Türkiye'nin tüketici piyasasında gelecek 10 yılda en yüksek büyüme potansiyeli olan ülke konumuna geldiği belirtildi. Raporda dikkat çekilen etmenlerin başında ise yüksek kârlar geliyor. Organik büyümeyi tercih eden 'Türkiye'nin Aldi'si BİM'in 2009'da yüzde 25 büyüyerek 213 milyon liralık net kâra ulaştığı belirtiliyor. Coca Cola İçecek Türkiye'deki satışlarını geçen yıla göre yüzde 10.3 artırırken, geçen yıl net gelirlerini yüzde 36 oranında artırıp 423 milyon lira net gelire ulaşan Anadolu Efes'in satışları ise 3.1 milyar liraya ulaştığı vurgulanıyor.
Obama, Bütçe Açığına Çözüm İçin Maaşlara Göz Dikti
ABD Başkanı Barack Obama, bu mali yıl içinde federal yönetim için çalışan 2milyon kişinin maaşlarını iki seneliğine dondurulmasını önerdi. Washington’un bu hamlesi, dev bütçe açığını kapatmak için atılmış bir ilk adım olarak değerlendiriliyor. Bloomberg’in haberine göre, yürürlüğe girmesi için ABD Kongresi’nin onayını alması gereken tasarının 30 Eylül 2012’de sona erecek mali yılın sonuna kadar, önümüzdeki iki yılda 5 milyar doların üzerinde tasarruf getirmesi bekleniyor. Washington yönetimi, o zamana kadar ABD’nin bütçe açığının toplam 2.3 trilyon dolara ulaşmasını beklerken, Obama “Bütçe açığını kontrol altına almak için, geniş çaplı fedakârlıklarda bulunmamız gerekiyor. Federal hükümet çalışanlarının da bu fedakârlıklara dâhil olması şart” dedi. ABD Kongresi’nin eski bütçe danışmanlarından Stan Collender, “Bütçe açığının büyüklüğü ve özel sektör çalışanlarının maaşlarındaki sınırlı artışlar göz önüne alındığında, ödemelerin dondurulması kaçınılmaz” dedi. Collender, ayrıca “Bu önlemlerden yalnızca hükümet çalışanlarının etkileneceğini düşünenler yanılıyor” diye konuştu. Kongre’nin Cumhuriyetçi üyeleri de, hükümet çalışanlarının maaşlarının dondurulmasını öngören tasarıyı desteklediklerini açıkladı. ABD Çalışma Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre, noterden, hasta bakıcıya ve ekonomiste kadar farklı kategorilerde çalışan federal çalışanların 2009’da ortalama yıllık 74 bin 403 dolar kazanıyor. ABD’de toplamda 600 bin çalışanı temsil eden Kamu Çalışanları Federasyonları Başkanı John Gage ise, “Kamu çalışanlarını daha az parayla daha fazla çalışmaya zorlayacaklar” dedi.
Doğalgaza 10 Milyar Dolarlık Yatırım
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) son iki ayda 6.300 MW'lık doğalgaz lisansı başvurusu yapıldı. Bu lisans başvurularının kabul edilip yatırıma dönüşmesi halinde mevcut birim fiyatlara göre 8-10 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olacak. Doğalgaz çevrim santrali için başvuran şirketlerin büyük bir kısmını enerjiye ilk kez adım atan şirketler oluşturuyor. Söz konusu başvuruların önemli bir bölümü, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Bilecik çevresine yönelik gerçekleştirildi.
Otomobili Hibride Üreticisi Dönüştürecek
Araçların elektrikli, hibrit elektrikli ve hibrit motorlu araca dönüşümünün esaslarını belirleyen yönetmelik yayımlandı. Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yer alan araçların imal, tadil ve montajı hakkında yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmeliğe göre, motorlu araçların sade elektrikli, hibrit elektrikli ve hibrit motorlu araca dönüştürülmesinde orijinal temel aracın imalatçısı hariç, münferit tadilat yapılamayacak. Temel aracın imalatçısı sadece kendi imal ettiği araçların münferit tadilatını yapabilecek.
Dev ABD Bankasının Sırları ‘Sızacak’
ABD’li diplomatların gizli yazışmalarını açıklayarak dünyayı birbirine katan Wikileaks internet sitesi, şimdi de özel sektördeki dev şirketlerin kabusu olmaya hazırlanıyor. Wikileaks kurucusu Julian Assange, elinde adı henüz açıklanmayan dev bir ABD bankasına ait gizli yazışmalar olduğunu söyledi. Bu belgeleri açıkladığında dolandırıcılık vakalarıyla büyük bir skandala imza atan ABD’li enerji şirketi Enron benzeri bir durum yaşanacağını belirten Assange, “Bu belgeler bankaların yönetim kademesinin nasıl işlediğinin iyi bir örneğini ortaya koyacak. Soruşturma ve reform girişimlerini tetikleyecek. Bu çapta daha önceki tek örnek Enron” dedi. ABD’li ekonomi yayını Forbes’a bir röportaj veren Assange, elindeki yayınlanmamış sızdırma belgelerin yarısının özel sektöre ait olduğunu belirterek, yakında bir Amerikan bankasına yönelik ‘mega-sızdırma’ planladığını söyledi. Assange, hala varlığını sürdüren bankanın açık ihlalleri ve etik olmayan uygulamalarının göz önüne serileceğini dile getirdi. Elinde sayısını unuttuğu kadar çok şirket belgesi bulunduğunu belirten Assange, bunlar arasında BP ve diğer bazı enerji şirketleri, ilaç firmaları ve önemli bir hükümetin teknoloji sektöründeki casusluğu hakkında bilgiler olduğunu söyledi.
İhracatçı VOB'la Masada
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB) Genel Müdürü Çetin Ali Dönmez, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile VOB'un kabul etmediği gayrimenkul ve arsa gibi teminatların bankalar üzerinden teminat kabul edilmesini sağlayacak sistem üzerinde çalıştıklarını söyledi. Dönmez'in anlattıklarına göre eğer sistem üzerinde anlaşılırsa, bankalar üzerinden yapılacak teminatla ihracatçılar dövizdeki iniş çıkış riskini VOB aracılığıyla azaltma imkanına kavuşacak. Dün gazetecilerle İstanbul'da biraraya gelen Dönmez, şirketlerin VOB işlemlerine ilgisizliğinden yakındı. İllerde yapılan bilgilendirme toplantılarına 30-40 kişinin katıldığından bahseden Dönmez konuyu şöyle detaylandırdı: "Bize 'VOB'un aldığı teminatlar yüksek' denildi. Biz de teminatları indirdik ama tek sorun bu değil. Bireysel yatırımcıya stopaj olmasına kurumsaldan stopaj alınmamasına karşın bireysel işlem için geliyor kurumsal müşteri gelmiyor. Şirketler kurlarda riskli işleri yapmayı seviyor" diye konuştu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) yönetimiyle ortak toplantı yaptıklarını ve bir işbirliği protokolü yapacaklarını ve işe Bankalar Birliğini de dahil edeceklerini söyledi. Dönmez, "Dövizle alım-satım yapanlar VOB'da işlem yapmak isterse yüzde 30 nakit kalanını nakit benzeri teminat vermek zorunda. Arsa, gayrimenkul kabul edilmiyor. Biz Bankalar Birliği'yle de görüştük. Onlar teminat işini nasıl olabileceğini araştıracak. Örneğin gayrimenkul, arsaları bankaya teminat olarak yatırıp biz bankalar üzerinden teminat alabiliriz" diye konuştu. Vatandaşın fazla bilgi sahibi olmadığı borsaya ilgiyi artırmaya çabalayan VOB ekibi, bu amaçla bir süredir gündemde olan 'opsiyon' işlemlerine 2011'in ilk çeyreğinde geçmeyi hedefliyor. "Kasım'da eğitimler başlayacaktı gecikti sanırım" sorumuza ise Dönmez "Evet biraz geciktik ancak sanırım yılbaşına başlarız" yanıtını verdi.
Dış Ticaret Açığı Dikiş Tutmuyor
Türkiye’nin dış ticaret açığı 10 aylık dönemde yüzde 83.1 artarak 55 milyar 112 milyon dolara ulaştı. Aynı dönemde ihracat yüzde 11.4’lük artış göstererek 92 milyar 709 milyon dolara yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün açıkladığı verilere göre ekim ayında, ithalat yüzde 35.5 oranında artarak 7 milyar 310 milyon dolara çıktı. Bu dönemde ihracat ise yüzde 8.8’lik artışla 10 milyar 982 milyon dolara ulaştı. Geçen yıl ekim ayında ihracat 10 milyar 96 milyon dolar, ithalat 12 milyar 773 milyon dolar olmuştu. TÜİK ve Gümrük Müsteşarlığı işbirliğiyle oluşturulan ekim ayına ilişkin, geçici dış ticaret verilerine göre, ekim ayında dış ticaret açığı 6 milyar 328 milyon dolara ulaştı. Geçen yıl ekimde 2 milyar 677 milyon dolar olan dış ticaret açığında yüzde 136.4 artış kaydedildi. Türkiye’nin, bu yılın ocakekim dönemindeki ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11.4 artarak, 92 milyar 709 milyon dolara yükselirken, ithalatı yüzde 30.5 artarak 147 milyar 821 milyon dolara ulaştı. Ocak-ekim döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, dış ticaret açığı yüzde 83.1 artarak 55 milyar 112 milyon dolara yükseldi. Geçen yılın ocak-ekim döneminde yüzde 73.4 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı da bu yılın aynı döneminde yüzde 62.7’ye geriledi.
Garanti Bankası’na Yılın En Düşük Maliyetli Sendikasyonu
Garanti Bankası dış ticaretin finansmanında kullanılmak üzere 2009’un eş döneminde aldığı 700 milyon dolar tutarındaki sendikasyon kredisini, 1 milyar ABD doları karşılığı olarak yeniledi. Yaklaşık 1.5 milyar ABD doları taleple karşılanan işlemin maliyeti all-in Libor ve Euribor + 120 bps olarak gerçekleşti. 2010’da gerçekleştirilen en düşük maliyetli sendikasyon olma özelliğini taşıyan işleme, 18 ülkeden 49 banka katıldı. 316.4 milyon ABD doları ve 513.5 milyon Avro olmak üzere iki dilimden oluşan kredinin imza töreni 30 Kasım 2010 Londra’da gerçekleştirildi. Londra’daki imza töreninde konuşan Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, “Garanti Bankası olarak koordine ettiğimiz bu düşük maliyetli işlemle, uluslararası piyasalardaki tüm zorlu koşullara rağmen, sendikasyon kredileri alanındaki uzmanlığımızı uluslararası bankacılık ilişkilerindeki gücümüzü bir kez daha ortayan koyduk. İlişkide olduğumuz bankalara potansiyel iş alanları yaratmadaki istikrarlı performansımız ve büyümeye odaklı stratejimizle, uluslararası piyasalarda da tercih edilen iş ortağı olma konumumuzu sürdürüyoruz” dedi.
Türkiye, Afrika Ülkelerine Model Oldu
Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu (TUSKON) Genel Sekreteri Mustafa Günay, Türkiye’nin Doğu Afrika ülkeleri ile ticaretinin artması gerektiğini belirterek, ‘’Özellikle Uganda ile ticaret hacmi istenen noktada değil. Bunun 200 milyon dolara çıkması gerekiyor’’ dedi. TUSKON tarafından, TUSKON’un Uganda’nın başkenti Kampala’da düzenlediği Türkiye-Uganda İş Forumu’na ilişkin yapılan açıklamaya göre, Uganda’nın Türkiye Fahri Konsolosluğunu da üstlenen Mustafa Günay, Türkiye-Uganda Ticaret ve Yatırım toplantısında, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 21 milyon dolar olduğunu dile getirdi. Uganda’ya 60 kişilik iş heyetiyle çıkarma yaptıklarını anlatan Günay, ‘’TUSKON ilk faaliyetlerine Afrika ile başladı. Doğu Afrika ülkeleri ile ticaretin artması gerekiyor. Özellikle Uganda ile ticaret hacmi istenen noktada değil. Bunun 200 milyon dolara çıkması gerekiyor. Bunun içinde Türk iş dünyası olarak elimizden geleni yapacağız’’ diye konuştu. Uganda Ekonomi Ticaret Bakanı Kahinda Otafiire de Türkiye’nin Afrika ülkelerine ekonomik anlamda model oluşturduğunu belirterek, ‘’İhracat ve üretimde Türkiye’nin elde ettiği başarıları biz de yakalamak istiyoruz. Bunun içinde Türkiye’yi model alıyoruz’’ dedi. Özellikle Doğu Afrika ülkelerine yapılan ticaretin son dönemlerde arttığını dile getiren Otafiire, ‘’Türkiye’yi yakından takip ediyoruz. Son dönemlerdeki büyüme modeli ve ekonomik krizden en az zarar alan Avrupa ülkesi olması bize iyi bir model olduğunu gösterdi. İhracatımızı ve üretimimizi Türkiye’nin yaptığı gibi artırmayı planlıyoruz. Şimdi ticareti artırma zamanı‘’ diye konuştu. Otafiire, Türkiye’nin ihracatta attığı adımların çok önemli olduğunu vurgulayarak, kendilerinin de artık işadamlarıyla dünyayı gezmeye başladıklarını anlattı.
Dört Çinli Şirket Türkiye Yolunda
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, iş makinesi üretimi yapan Sanny’nin de aralarında bulunduğu Çinli dört firmanın Türkiye’ye yatırım için son kararlarını vermek üzere olduğunu söyledi. Ergün, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bugün küresel bir krizi en iyi yöneten, dünyada krizi aşma noktasında örnek gösterilen ve krizden en az etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirtti. Türkiye’nin, bu yılın ilk yarısında yüzde 11 oranında büyüyerek, dünyada en hızlı büyüyen ülkeler arasında olduğuna işaret eden Ergün, sanayi üretimi ve kapasite kullanımında, kriz öncesi seviyelere yaklaşıldığını kaydetti. Bakan Ergün, Türkiye’nin bugün dünyada en çok güven duyulan ekonomilerin başında geldiğini ifade ederek, “Son olarak dünyanın en çok iş makinesi üreten firmalarından biri olan Sanny firmasının da aralarında bulunduğu dört firma daha, ülkemize yatırım için son kararlarını vermek üzere... Bu firmaların ülkemize yapacakları yatırım miktarı ise 400 milyon doların üzerinde... Yaptığımız görüşmeler ve bize ulaşan bilgiler, bu 4 firmayı birçok Çinli firmanın daha takip edeceği yönünde...” diye konuştu. Bakan Ergün “Türkiye, özellikle 1980’li yıllardan itibaren dışa açık ve ihracata dayalı bir büyüme modeliyle hareket etmektedir. Her zaman söylüyorum, eğer Türkiye dışa açılmamış olsaydı, bugün hâlâ Mercedes fiyatına Murat 124’e biniyor olabilirdik” dedi.
IMF: Gelişen Ekonomiler 2011 Yılında da Avantajlı
Ekonomik krizi daha az hasarla atlatan gelişmekte olan ülkeler, 2011’de de bu avantajlarını koruyacak. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ‘’Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’’ndan derlenen bilgilere göre, gelişmekte olan ülkeler 2011’de yüzde 6.4, gelişmiş ülkeler ise yüzde 2.2 büyüyecek. Gelişmekte olan ülkeler ekonomik krizden gelişmiş ülkeler kadar etkilenmezken, gelişmiş ekonomilerin yüzde 3.2 oranında küçüldüğü 2009 yılında bu ülkeler, yüzde 2.5 oranında bir büyüme performansı kaydetti. Bu farkın 2010 ve 2011 yıllarında da devam etmesi, gelişmiş ekonomilerin söz konusu yıllarda sırasıyla yüzde 2.7 ve yüzde 2.2 oranlarında büyüme kaydetmesi bekleniyor. Gelişmekte olan ekonomilerde ise büyümenin yine sırasıyla yüzde 7.1 ve yüzde 6.4 ile yüksek seviyelerde devam edeceği tahmin ediliyor. Dünya ekonomisinde canlanma büyük ölçüde beklentilerle uyumlu olarak devam etmekle birlikte, çeşitli risklerin de varlığını koruduğu görülüyor. Gelişmiş ülkelerde tüketim harcamaları kriz sırasında alınan önlemlerle bir miktar canlanma gösterirken, söz konusu önlemlerin sona ermesiyle tekrar düşüşler kaydedildi. Tüketici güveninin halen düşük seviyelerde seyretmesi ve düşen hanehalkı gelirleri tüketimin artmasını engellerken, gelişmiş ekonomilerde büyümenin pozitif fakat düşük seviyelerde gerçekleşmesine yol açıyor. Gelişmekte olan ekonomilerde ise yüksek büyüme ve istihdam artışları kaydedilirken, bu ülkelerin finansal sistemlerinde ciddi sorunlar yaşanmaması, krizden daha az etkilenmelerini sağladığı gibi, maliye politikası uygulamalarının daha rahat sonuca ulaşmasına imkan tanıyor.
DÜNYA…
İran Nükleer Masaya Dönüyor
AB’nin Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, İran’ın nükleer başmüzakerecisi Said Celili ile 6-7 aralıkta İsviçre’nin Cenevre kentinde görüşeceğini açıkladı. Ashton’ın sözcüsü, İran tarafından aldıkları resmî yanıta göre Celili’nin, Ashton’ın Cenevre’de görüşme teklifini kabul ettiğini söyledi. Görüşmede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ABD, Çin, Rusya, Fransa, Britanya ve Almanya yer alacak. Sözcü, görüşmelerin amacının İran’ın nükleer zenginleştirme programına son vermek olduğunu söylerken, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, nükleer haklarıyla ilgili olarak “zerre kadar ödün vermeyeceklerini” söyledi. Ahmedinejad, devlet televizyonunda canlı yayınlanan konuşmasında, İran’ın nükleer programı konusunda yapılacak yeni görüşmelerde, sadece “eşit” koşullar altında yapılması ve İran’ın haklarına saygı gösterilmesi durumunda herhangi bir ilerlemenin beklenebileceğini belirtti.
Ortadoğu, ABD’nin Derdi Değil
Wikileaks’in gizli ABD belgelerini sızdırmasının ardından “Artık biliyoruz, ABD gerçekten de Ortadoğu’daki adaletsizlikleri umursamıyor” manşetini atan İngiliz Independent gazetesinin muhabiri Robert Fisk, Washington’un Ortadoğu politikasının başlıca dayanağının İsrail’le işbirliği yapmak olduğunun kanıtlandığını söylüyor. Belgelerde İsrail’in Batı Şeria’daki yasadışı yerleşimleri hakkında hiçbir bilgi bulunmadığını, ABD’nin bölgedeki yegâne amacının İran’ı mahvetmek olduğunu belirten Fisk, Filistinlilere ise yıllardır reva görülen yakıştırmaların sürdüğünü belirtiyor. Fisk’e göre yayımlanan belgelerdeki bir ayrıntı tüm gazeteler tarafından atlanmış. Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Amerikan Senatosu delegasyonu ile bu yıl başındaki buluşmasında misafirlerine şöyle seslenmiş: “Siz büyük bir istihbarat ağına ve araçlarına sahipsiniz, ancak bu bilgiyi başarılı şekilde analiz etme yeteneğiniz yok. Bizde sizdeki istihbarat yeteneği yok, ancak bizim de çok yetenekli analizcilerimiz var. Siz ABD’liler teröristleri vurmayı seviyorsunuz, ama onların örgütlenmelerini boğmak çok daha etkilidir.” Esad’ın Amerikalılara, bölgedeki en önemli devletin İran olduğunu, arkasından Türkiye ve üçüncü olarak da Suriye’nin geldiğini söylediğini yazan Fisk, “zavallı” İsrail’den hiç bahsedilmediğini vurguluyor. Fisk, belgelerde Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai’den “paranoyak” diye bahsedildiğini hatırlatarak, böyle bir ülkede herkesin, özellikle ABD’lilerin ve NATO’nun da paranoyak olmasının doğal olduğunu söylüyor.
Ya Füze Kalkanında Anlaşırız Ya da Silahlanırız
Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, yıllık ulusa sesleniş konuşmasında yaptığı açıklamada önümüzdeki on yılda Batı ile füze kalkanı kurulması konusunda anlaşmaya varılmaması halinde yeni bir silahlanma yarışı başlayacağı uyarısında bulundu. Medvedev, füze kalkanı pazarlıklarında kati bir uzlaşmaya varılmaması halinde bunun Rusya’yı hızlı bir silahlanmaya iteceğini belirtti. Medvedev, “Önümüzdeki on yıl şöyle bir alternatifle karşı karşıya kalacağız: Ya füze savunma sisteminde anlaşmaya varıp, tam donanımlı bir işbirliği mekanizması kuracağız ya da yeni raund bir silahlanma yarışı başlayacak. Bu da çok kötü olacaktır” dedi.
Kuzey Kore Kozlarını Oynuyor
ABD’nin savaş gemileri Kore Yarımadası’nın açıklarında Güney Kore ile birlikte tatbikat yapmaya devam ederken nükleer programı nedeniyle özellikle Washington’ın tepkisini üzerine çeken Kuzey Kore, binlerce yeni santrifüjü çalıştırmaya başladığını açıkladı. Uluslararası haber ajanslarında aktarı- lan değerlendirmelere göre Kuzey Kore nükleer programının canlı olduğu mesajını vererek, geçen hafta salı günü 4 Güney Korelinin ölümüyle sonuçlanan topçu saldırısının ardından bölgede yükselen gerginlikte kozlarının güçlü olduğunu göstermek istiyor. Bugüne kadar iki nükleer silah denemesi yaptığını söyleyen Kuzey Kore’nin elinde 6 ila 12 arasında atom bombası ürütmeye yetecek kadar zenginleştirilmiş plütonyum olduğu tahmin ediliyor. Kore’nin tartışma yaratan nükleer programıyla ilgili uluslararası görüşmelere ev sahipliği yapan Çin, kendisinin yanı sıra ABD, Rusya, Japonya ve iki Kore’nin de katılımıyla 6’lı bir görüşme yapılarak bölgede tırmanan gerginliği azaltacak uzlaşma zeminin oluşturulmasını önerdi.
Wikileaks Kime Yaradı
Wıkıleaks internet sitesinde yayınlanmaya başlayan ABD Dışişleri’ne ait 251 bin 287 belgeden açıklanan 294 diplomatik belgenin, ABD çıkarlarına gerçekten zarar verip vermediği tartışılmaya başladı. Amerikalı diplomatların yabancı liderler hakkında dedikodu niteliğindeki bazı kişisel ifadeleri çıkarılırsa, ABD hiçbir ülke ile “diplomatik kriz” yaşamayacak gibi görünüyor. Buna karşın, İran’ın nükleer programının gerekirse askeri operasyonla durdurulmasını isteyen “şahin” İsrail hükümeti gibi tarafların eli güçlendi. Independent Gazetesi’nin tecrübeli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk de bu konuya dikkat çekti. Fisk, “Belgelerde -en azından şimdilik- İsrail’in Batı Şeria’daki yasadışı Yahudi yerleşimleriyle veya Filistin meselesinin kalbinde yer alan toprak hırsızlığı gibi konularla ilgili tek kelime yok. Diğer belgelere göre ise sanki Mossad patronları her diplomatik görüşmede Amerikalı yetkililere hediye listesini okuyorlar, ABD de bunu yerine getiriyor” diye yazdı. Buna karşın belgelerde Arap devletlerinin, İran’a saldırı konusunda neredeyse İsrail’den bile istekli olduğu görülüyor. Suudi Kralı Abdullah’ın “Yılanın başını ezme” talebinin yanısıra, Şii bir nüfusa hükmeden Bahreyn Kralı Hamad’ın bile, “İran’ın nükleer programını durdurmamanın tehlikesi, durdurmaktan daha büyük” gibi sözleri var belgelerde. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın “Hitler” olarak görüldüğünün ve elinde sanılandan çok daha uzun menzilli K.Kore füzelerinin bulunduğunun ortaya çıkması da cabası. Buna karşın sızıntının, muhbirlerin yeni teknolojik olanaklarını ortaya serdiği için tüm dünyada diplomatların işini zorlaştıracağı belirtiliyor. ABD istihbaratı, özellikle elektronik iletişim sistemleri güvenliği konusunda yeniden yapılanmaya başladı bile... İsrail’in eski dışişleri bakan yardımcısı Yossi Beilin ise şöyle diyor: “Herkes birkaç ay boyunca daha dikkatli davranır, sonra herşey eskisi gibi olur.”
'İsrail Yerleşimleri Saatli Bomba Gibi’
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, New York'taki Birleşmiş Milletler merkezinde düzenlenen Filistin Halkı İle Uluslararası Dayanışma günü çerçevesinde BM merkezine özel bir mektup gönderdi. Abbas, BM'de okunan mektubunda "İsrail'in işgal altında tuttuğu topraklar üzerinde sürdürdüğü yerleşim yeri inşaatları barış sürecini yıkan 'saatli bomba' gibi. Eğer İsrail, yerleşkeleri durdurursa barış görüşmelyeri yeniden başlar" dedi. İsrail'in BM elçisi Meron Reuben ise Abbas'ın açıklamalarının "yıkıcı" olduğunu söyledi. Reuben, "Barış için iki taraf birden çaba göstermeli" dedi.
"Türkiye'nin AB Üyeliği Çıkarımıza’’
İsrail'e resmi bir ziyarette bulunan Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Türkiye'nin AB müzakere sürecine destek verirken müzakerelerin "adil" olması gereğini vurguladı. Wulff, "Türkiye'nin Avrupa'ya doğru ilerlediğini görmek çıkarımıza" şeklinde konuştu. Yedioth Ahronot gazetesine konuşan Wulff, "Türkiye'yi ve belki İsrail'i de, gelecekte AB'de görüyor musunuz" sorusunu yanıtlarken, Almanya'nın İsrail ile AB arasındaki ilişkilerin yoğunlaşmasını istediğini söylemekle yetindi. Wulff, "Almanlar olarak Türkiye'nin Avrupa'ya doğru ilerlediğini görmek bizim büyük çıkarımızadır" dedi.
Nükleer Görüşmeler 6-7 Aralık'ta
AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, İran'ın nükleer başmüzakerecisi Said Celili ile 6-7 Aralık'ta İsviçre'nin Cenevre kentinde görüşeceğini bildirdi. Ashton'ın sözcüsü, İran'dan aldıkları yanıta göre Celili'nin, Ashton'ın Cenevre'de görüşme teklifini kabul ettiğini söyledi. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, nükleer haklarıyla ilgili olarak "ödün vermeyeceklerini" söyledi. Ahmedinecad, devlet televizyonunda canlı yayınlanan konuşmasında, İran'ın nükleer programı konusunda yapılacak yeni görüşmelerde, sadece "eşit" koşullar altında yapılması ve İran'ın haklarına saygı gösterilmesi durumunda bir ilerleme beklenebileceğini bildirdi. Öte yandan Tahran'da önceki gün öldürülen nükleer fizikçi Macid Şehriyari'nin İran'ın siber savaş için kurduğu ekibin başında olduğu öne sürüldü. Şehriyari'nin özellikle de "Stuxnet" virüsü ile mücadele etmek için çalıştığı kaydedildi.
Assange'ye Yargı Kapısı Aralanıyor
ABD'li, ismi açıklanmayan üst düzey bir yetkili, Wikileaks'in kurucusu Julian Assange hakkında casusluk faaliyeti suçlamasıyla dava açılıp açılamayacağının incelendiğini söyledi. Açıklamada hükümete bağlı hukukçuların, casusluk suçlamasının uygun olup olmayacağı, olursa kimlerin aleyhinde dava açılabileceği ve bunun Wikileaks'e karşı kullanılıp kullanılamayacağı konularının araştırıldığını kaydetti. ABD Adalet Bakanı Eric Holder ise belgelerin Wikileaks'e sızdırılmasından sorumlu olanlar hakkında soruşturma açıldığını ve bu kişilerin cezalandırılacağını açıkladı. Holder, belgelerin yayımlanmasıyla ilgili olarak cezai soruşturmanın yürütüldüğünü belirtti ve sorumlular aleyhinde dava açılacağını söyledi. NATO, Wikileaks'in, ABD'nin taktik nükleer silahlarının Avrupa'da konuşlandırılmasıyla ilgili detayların da yer aldığı gizli ve diplomatik belgeleri yayınlamasına tepki gösterdi. NATO'dan yapılan açıklamada, sözkonusu belgelerin yayımlanması kınanarak, bu olay "yasadışı ve tehlikeli'' olarak değerlendirildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcülüğü'nden yapılan açıklamada, Wikileaks'in yayımladığı gizli belgelerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e ait olduğu iddia edilen fikir ve görüşlerin "kesinlikle gerçekleri yansıtmadığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca belgelerin, Azerbaycan'ın komşu ülkelerle ilişkilerini bozmak ve devlet başkanları arasında güvensizlik oluşturmak maksadı taşıdığı kaydedildi. SUUDİ ARABİSTAN, belgelerde Kral Abdullah'ın ABD'den İran'a saldırmasını istediği yönündeki iddiayı önemsemedi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Usame El Nakli, Amerikalı diplomatlar tarafından ABD Dışişleri Bakanlığına gönderilen yazışmaların "kendilerini ilgilendirmediğini" söyledi. El Nakli, Suudi medyasında yer alan açıklamalarında, Krallığın yazışmaların gerçekliğini teyit etme şansı olmadığını belirterek, "Onlar üzerinde yorum yapamayız" diye konuştu. ÇİN'DEN yapılan açıklamada, gizli belgelerin yayınlamasıyla ilgili olarak Washington yönetimine, "sorunu uygun şekilde çözme" çağrısı yapıldı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hong Ley, Pekin'deki olağan basın toplantısında, "olayı not ettiklerini" belirtti, ancak yorum yapmaktan kaçındı. FRANSA'NIN diplomasi kulisleri dün de belgelerle sallanmaya devam etti. Paris, Obama yönetimiyle dayanışma içinde olduğunu yineledi. Hükümet sözcüsü François Baroin, Paris'in ABD yönetimine tam destek verdiğini söyledi
POLİTİKA…
Gül: Başbakan’la İlişkimiz Bozulmaz
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Zirvesi’ne katılmak üzere Kazakistan’a hareketinden önce dünyayı sarsan Wikileaks belgeleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Gül, belgelerde yer alan “2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la aralarında gerginlik yaşandığı” şeklinde değerlendirme için, “Dikkat ederseniz, bunlar Amerikalı diplomatların, bulundukları yerdeki olayları, kişileri kendi açılarından değerlendirmeleriyle ilgili raporlar. Bunlar ilişkilerimizi etkilemez” dedi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından 25 Mart 2005 tarihinde Washington’a gönderilen belgede, o dönemde Dışişleri Bakanı olan Gül için, “Erdoğan’ın arkasından entrika çeviriyor. Erdoğan’ın altını oymaya, partinin büyük bölümünü kontrol altına almaya çalışıyor” değerlendirmesi yer alıyor. Gül söz konusu belgeyle ilgili şunları söyledi: “Bunları kendi açılarından değerlendirmişler, yazmışlar. Bunların hiçbiri, bizlerin Türkiye için omuz omuza çalışmamızı engellemez. Bu, sadece Sayın Başbakan ile ilgili değil, diğer bütün yetkililerle de... O açıdan Türkiye ile ilgili söylenenleri ben Türkiye’de bulunan kişilerin kendi değerlendirmeleri olarak görüyorum. Bunun altını özellikle çizmek isterim.” Gül, belgelerde yer alan Azerbaycan- Türkiye ilişkileriyle ilgili Aliyev’in kullandığı ifadeler ve Arap liderlerin İran’a düşmanca yaklaşımı ile ilgili de, “Bunları takip etmek gerekir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluğu hiç kimse etkileyemez. Bizler, bir milletin farklı devletleriyiz. Dışarıdan farklı görünebilir, ama işin aslı budur” dedi.
‘Evren’in 2010 Versiyonu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, WikiLeaks belgelerinin çok ciddi olduğunu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın iddialara açıklık getirmesi gerektiğini vurguladı. Üç generalin açığa alınmasıyla ilgili olarak “Asker kışlasında olmalı, siyasetin emrinde olmalı ama asker siyasetin oyuncağı da olmamalı” diyen Kılıçdaroğlu; “Evren Paşa’nın 2010 versiyonu” sözleriyle de Başbakan Erdoğan’ı hedef aldı. Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında gündemdeki olaylarla ilgili yaptığı değerlendirmeler özetle şöyle: Başbakan’ın ilk tepkisini gördük. Taşlar dökülünce, ağırlığı ne olur göreceğiz. Ama benim bildiğim kadarıyla demokrasisi gelişmiş, insan hakları gelişmiş, ahlaki değerleri gelişmiş, inançlara saygılı bir ülkede adı yolsuzluklara karıştı diye bir kişi korunuyorsa; o taşlar ister kaya olsun Başbakan’a hiçbir şey olmaz, yerinde kalır. Bunlar onlar için sıradanlaştı. Ahlaki değerler, hukuk, yerlerde sürünüyor ancak her söylediği alkışlanıyor. Sayın Başbakan’ın çok net, kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yapmasını bekliyoruz. Suçlamıyoruz, “bu iddiadır” diyoruz ama iddiaya karşı net, somut bilgiler ortaya konmazsa Sayın Başbakan bu iddiaların altında kalır. Erdoğan, yargı benim istediğim gibi karar vermezse yasa çıkaracağım, diyor. Yeni yasa çıkarırım onlara gösteririm, diyor. Nedir bu? Şantaj. Şantaj hukuku dönemi başladı. Bununla Türkiye’yi çağdaş uygarlığa değil, çağdışına itersiniz. Bu anlayış tam bir totaliter anlayıştır. Bu anlayış aynı zamanda 12 Eylül anlayışıdır, Evren Paşa’nın 2010 versiyonudur. Başbakan’a sormak lazım. Senin anlayışınla Evren’in anlayışı arasında ne fark var? Ben, “Bunlar 12 Eylül’ün beslemeleri” dedim, vay nasıl dersin diyorlar. Onlar sizi büyüttüler, beslediler, iktidara getirdiler. Ordu siyasetin içinde olmamalıdır. Asker onuruyla görev yapacaktır ama kışlasında. Güncel siyasete girmemeli, asker kışlasında olmalı, siyasetin emrinde olmalı. Ama siyasetin oyuncağı da olmamalı. Kılıçdaroğlu TBMM’deki makam odasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, herkese kapılarının açık olduğunu vurguladı ve “Ama, milletvekili olma beklentisiyle geleceklerse hiç gelmesinler. Çalışmak, partiye hizmet etmek için geliyorlarsa kapımız açık. Yarın, milletvekili olamadık diye küseceklerse hiç gelmesinler” mesajı verdi.
Ankara Köstebek Avında
Wikileaks’in bir anda tüm dünyanın gündemine oturan belgeleri yayımladığı saatlerde, Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği bünyesinde özel bir ekip kuruldu. Bu ekip yayımlanan belgeleri ayrıntılı ve karşılaştırmalı olarak tetkik etmeye başladı. Ancak Türk tarafının çalışmaları bununla sınırlı kalmadı. Washington’daki Türkiye Büyükelçiliği’ndeki çalışmalara eşgüdümlü olarak Ankara’da da Dışişleri Bakanlığı mensuplarından oluşan bir çalışma grubu oluşturuldu. Önümüzdeki günlerde de Wikileaks’in yayımladığı belgeleri ayrıntılı olarak tetkik edecek olan Başkent’teki çalışma grubu, söz konusu belgelerin doğruluğunun yanı sıra, Ankara’dan bir sızma olup olmadığı konusunu da araştırıyor. ABD’de temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Wikileaks belgeleriyle ilgili olarak, hem Dışişleri Bakanlığı’nda hem de Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde özel bir çalışma grubu oluşturulduğunu bildirdi. Davutoğlu, “Bize ulaşan belgeler en titiz şekilde, en küçük virgülüne kadar tetkik ediliyor” dedi. Davutoğlu “O belgelerin bir de Ankara versiyonu var, -hiç dışarı sızmamış ve sızmayacak olan- inşallah, o versiyonlarla da karşılaştıracağız” dedi. Diplomatik kaynaklar, kamuoyunun doğal olarak belgelerin içeriğine odaklandığını ancak kendileri açısından söz konusu belgelerin hangi kanallar aracılığıyla deşifre edildiği konusunun da hayati önem taşıdığını belirtiyorlar. Ankara bu perspektifle Wikileaks belgelerinin yayımlanmasında, ABD elçilik görevlilerinin yanı sıra, bu diplomatlarla temas halinde olan mensuplarının faaliyetlerini de mercek altına alacak. Wikileaks’in yayımladığı belgelerle, Ankara’nın gizlilik derecesi yüksek ve paylaşımı yasak olan belgeler arasında yapılacak karşılaştırma sonucunda, Dışişleri’nden herhangi bir sızdırma olup olamadığı da ortaya çıkartılmış olacak.
Erdoğan’dan Gece Baskını
Başbakan Tayyip Erdoğan, milletvekillerinin Genel Kurul Salonu’nu boş bırakmaları nedeniyle “Bize acı çektirenlerle yola devam etmeyiz” açıklamasının ardından, dün saat 21.00’de beklenmedik bir şekilde Meclis’e gitti. Bir süre Genel Kurul Salonu’nda oturan Erdoğan, Sayıştay Kanun Teklifi görüşmelerini dinledi. Başbakan, burada yanına gelen milletvekilleri ile sohbet ederken sık sık AK Parti sıralarına da göz attı. Erdoğan’ın salonda bulunmasıyla AK Parti sıralarının doluluğu da dikkat çekti. Daha sonra kulise geçerek milletvekilleriyle sohbet eden ve çay içen Erdoğan, saat 22.00’de Meclis’ten ayrılırken, birbirleriyle konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Mücahit Pehlivan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdulkadir Aksu, AK Parti Elazığ Milletvekili Necati Çetinkaya ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in olduğu koltuğa yöneldi. Erdoğan’ın Pehlivan’a “Nasılsın” diye sorması üzerine Başbakan Yardımcısı Çiçek araya girerek, “Mücahit Bey bize bayramda yaşadığı macerayı anlatıyordu” dedi. Başbakan da bunun üzerine “Gazetelere yansıyan macera mı?” diye sordu. Erdoğan, Pehlivan’ın yanıt vermesine fırsat vermeden “Politikanın güzel yanı bunlar, politikada olur böyle şeyler” tesellisinde bulunarak Meclis’ten ayrıldı.
AKP’yi Biz de Böyle Anlatırdık
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, WikiLeaks’te yayınlanan ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin kriptoları konusunda, “Bize sorsalardı biz zaten AKP’yi böyle anlatırdık. AKP’li yetkililerle ilgili bilgiler, belgeler bizi şok etmedi doğrusu” dedi. Demirtaş dün Meclis’te gazetecilerin soruları üzerine şunları söyledi: “Başbakan’ın etrafı, çevresi, zenginliğiyle ilgili bilinmeyen şeyler değil. Zaten Başbakan zengindir, dolar milyoneridir. Çevresi öyledir, gemicikleri vardır. Kimse Türkiye’yi bizden daha iyi bize anlatamaz. Ama Amerika nedir, onu anlatsınlar istiyoruz. Bize gösterilmek istenen fotoğrafın dışında ne var, onu anlamak istiyoruz. Deniyor ki, ‘Diplomasinin 11 Eylül’ü.’ Asıl 11 Eylül saldırıları için de ‘Amerika’nın parmağı var’ demişlerdi. Yani bu birilerinin gerçekten hırsızlık yaparak, üstün bir yetenekle ele geçirdiği belgeler, Amerika’yı sıkıştırma operasyonu mu yoksa Amerika’nın kendi safralarını atarak, diplomaside yeni tarz geliştirme, enstrüman geliştirme yöntemi mi? Bize gösterilmek istenene değil, bizden saklanmak istenene bakmak lazım.” Bu arada, BDP Genel Merkezi önünde maytap patlatılması ve çanta bırakılması paniğe yol açtı. Dün akşam saatlerinde parti merkezine gelen E.K.Ş. (19), Balgat’taki binanın kapısına maytap fırlattı. Etkisiz hale getirilen şüpheli gözaltına alındı.
Yabancıdan AKP’yi Öğrenecek Değiliz
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, WikiLeaks’in adını kullanmadı, ama internet sitesini “Sanal ihbar” ve “Bilgi sağanağı” diyerek eleştirdi. Yurtdışından bir internet sitesine bel bağlayarak AK Parti hakkında hüküm vermeyeceklerini ve iç politika malzemesi yapmayacaklarını belirten Bahçeli, özetle şunları söyledi: Bir internet sitesinden bizleri hayrete düşüren değerlendirmelere şahit olmaktayız. Özellikle Başbakan Erdoğan, AKP’li yönetici ve bakanlara yönelik açıklamalar çok dikkat çekicidir. Yabancı bir ülkedeki siteye dayanarak AKP hakkında hüküm vermeyiz. Ancak milletimiz tarafından, bilgilerin gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı önemli hal almıştır. AKP’nin tatmin edici ve inandırıcı açıklamalarına ihtiyaç vardır. AKP ne kadar yanlışa düşse de bunları milletimizden başka kimseyle konuşmayız. Biz, AKP’yi tanıyoruz ve bu konuda hiçbir kaynağa ihtiyacımız yoktur. Yabancı siteden yayımlanan bilgileri takip edeceğiz ancak dışarıdan yönlendirme ve karartmalara karşı duracağız ve iç politikayı tanzim etmeye çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. AKP’nin ne olduğu ve hangi amaçlara hizmet ettiği açıkça görülmektedir. İktidarın sağlıklı bir muhasebe yapması ve bundan sonraki yol haritasını yeniden belirlemesi yararlı olacaktır. AKP hükümeti artık aklını başına almalı, girdiği şaibeli ilişkiler ağından ve teslimiyetçi bakış açısından süratle kurtulmalıdır. 3 generalin, açığa alınmasıyla ilgili tartışmalarda yeniden artış yaşanmıştır. Buna hükümetin yetkisi vardır ve yapılanlar hukuki bir çerçevede yerine getirilmiştir. Bu gelişmelerin Lizbon zirvesinden sonra gerçekleşmesi ve füze kalkanı konusundaki açmazların arkasından meydana gelmesi bir gündem saptırması şüphelerimizi yoğunlaştırmıştır. NATO karşısında çaresiz kalan hükümet, ülke içinde dikkatleri başka tarafa yönlendirmek için TSK’yı tartışmaların içine çekmiştir.
YAŞ’ta İhraç Yok
Siyasi tarihin en büyük krizlerinden birinin yaşandığı Ağustos Yüksek Askeri Şurası’nın (YAŞ) ardından daha da kritik bir hal alan güz YAŞ’ı, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantı, Orgeneral Koşaner’in Genelkurmay Başkanı rütbesiyle katıldığı ilk toplantı olması açısından da ayrı bir önem taşırken, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman da ilk YAŞ toplantılarına katıldı. Ağustos’taki YAŞ’ta terfilerine karar verilmesine rağmen hükümetin kararnamelerini hazırlamadığı, bu karara karşı açtıkları davayı kazanan iki general ve bir amiralin 22 Kasım’da açığa alınmasıyla iyice su yüzüne çıkan asker-sivil ilişkilerindeki gerginliğin gölgesinde gerçekleşen toplantı öncesinde Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in 45 dakika ikili görüşme yaptığı ortaya çıktı. 16 YAŞ üyesinin katılımıyla Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’ndaki Çakmak Salonu’nda yapılan toplantı bu nedenle saat 09.45’te yerine 10.15’te başladı. Öğle yemeği ardından saat 16.45’te tamamlanan şura ardından yapılan açıklamada “Toplantıda, TSK’nın Harbe Hazırlık Durumu incelenerek, bu kapsamda ortaya çıkan ihtiyaçlar ile bu ihtiyaçları karşılamak için alınan tedbirler değerlendirilmiş, hudutların mevcut durumu üzerinde durulmuş ve hudut güvenliği konusunda alınması gereken tedbirler görüşülmüştür” denildi. Toplantının ardından yapılan açıklamada ihraca ilişkin bir ifadenin yer almaması, toplantıda herhangi bir TSK personelinin ihraç edilmediğini ortaya koydu. Geçtiğimiz ağustosta yapılan YAŞ toplantısında da herhangi bir ihraç kararı çıkmamıştı.
Şirketlerden Kısa Kısa
HEDEF GRUP ve MİKA TUR ORTAK OLDU!
45 yıllık ticari geçmişi olan, üretimden dağıtıma birçok şirketi çatısı altında bulunduran Hedef Grup., Mika Tur ile % 50 - % 50 ortaklığa imza attı. Gıda ve temizlik ürünleri dağıtımında ülkemizin önde gelen dağıtım şirketlerinden Hedef Gıda Dağıtım A.Ş., yağ üreticilerinden Oruçoğlu A.Ş., turizm sektöründe ev dışı tüketim ürünleri dağıtımında önemli firmalardan Horeka Gıda A.Ş.’nin de yer aldığı; turizm ve taahhüt işlerinde yatırımları bulunan Hedef Grup A.Ş., sektörleri arasına seyahat acenteliğini de katmış oldu. 2009 yılı konsolide cirosu 600 milyon USD civarında olan grup, dağıtım anlamında turizm sektöründe Horeka Gıda A.Ş. ile de yer aldığından, otellerle ticari işbirliği içinde olan Mika Tur ile bu anlamda bir sinerji yaratılması da hedeflenmekte ve bu durumun büyümeye olumlu katkı sağlaması planlanmaktadır.