Asil Aluminyum

25 Eylül 2018 Salı

Niğde Haberci

KALENDER YA BU İNSANLAR!

Hayrettin YENEL

Hayrettin YENEL

E-Posta : hayrettinyenel@gmail.com

İnsan kalender oldu mu kimse onunla ilgilenmez. Bu durumu da sadece kalender bilir, zenginler makam mevki sahipleri bilmez. İşin garip tarafı kalenderin işini de makam mevki sahibi yâda zengin hallede bilmektedir. Kalenderin işi ne zaman hallolur, bıçak kemiğe dayanır, bir olay olur, bir neden ortaya çıkar o zaman zenginin dikkatini çeker belki o zaman. Birilerinin haberi olur kalenderin de bir gün belki işi olur ama çile çekilmiştir, kaybedilen kaybedilmiştir. Ama sonuç ne olursa olsun kalender hep kalender kalır, zengin de Allah onun elinden o zenginliği o makamı mevkii almadığı müddetçe yerinde durur. Ama bir de hesap günü vardır, esasında zengin de makam sahipleri de bunu çok iyi bilir. Kendi başlarına gelmediği müddetçe aldırmazlar, umursamazlar.

Şimdi bu kadar kahır bu kadar sitem kime diyeceksiniz.

Kime mi, beceriksiz olan insanlara. Kim yada kimler üstüne alınmak istiyorsa ona, onlara..

Efendibey Mahallesini bilirsiniz. Birkaç yıl öncesine kadar, gece kondu, mağara ve mezbelelik evlerin olduğu işte şu yukarda bahsettiğim kalenderlerin yaşadığı bir mahalleydi. O mahallenin bir bölümün de de eski adı Muradi, yeni adı Ünlükaya diye anılan köyün sakinleri oturuyor. Devlet güneydoğudaki birçok yerleşim bölgesinden daha kötü bir yerde konumlandığı ve sürekli afete maruz kalıp aylarca köy yolları kapalı kaldığı ve dünya ile iletişimleri kesildiği için bu insanları şehrin bir kenarına, şu anki Afet evleri denilen yere taşımış. 1980 li yıllarda devletin onca kısıtlı imkânı içerisinde 65 M2 kutu gibi evler yapıp bu insanları Efendibey Mahallesi’ne taşımış. O tarihlerde tek odalı evlerde yaşam mücadelesi veren bu kalenderler içinde tuvaleti banyosu olan evlere taşınmak çok cazip gelmiş. Taşınmışlar Afet evleri denilen o bölgeye. Taşınmışlar ama, dertleri hiç bitmemiş, aylarca suları olmamış su tankeri yolu gözlemişler. Yolları yapılmamış, otobüs seferleri olmamış, her gün 3 dört km yol yürümüşler. Kanalizasyonları tıkanmış günlerce kimse bakmamış. Köyde çekmedikleri çileleri adeta burada çekmişler. Tüm bunlara rağmen efendilik timsali insanlar hiç isyan etmemişler.

1980 li yıllarda belki yaşanabilir bir konut olarak hayatlarını sürdürdükleri evleri bir süre sonra onlara yetmez olmuş, sorunlar çoğalmış, yaşanılmaz bir hal almış. Tam bu ortamda, kentsel dönüşüm denilmiş bu insanlara. Burasını kentsel dönüşümle yeni evlere dönüştürelim demişler. Yılların birikimi sorunlardan kurtulma umuduyla, bu kalender insanlar bu teklife tamam demişler. Evleriniz şu tarihte teslim olur demişler. Tarihin üzerinden yıllar geçmiş. Bu insanlar kalender ya seslerini yine çıkarmamışlar. Devletimiz iyisini bilir, vardır bir durum yoksa neden teslim etmesin ki demişler. Hatta evleri 2 katlıyken imzayı atmışlar, onlar imzayı attıktan sonra bu bölgenin kat sayısı 10 a çıkarılmış ama kalenderlerin hakları 2 katlı ev değerinden değerlendirmiş. Kalender bunlar seslerini çıkarmazlar demişler, öyle de olmuş seslerini çıkarmamışlar.

Bu yazı kalenderlerin hikâyesi gibi gözükse de anlattıklarım bir hikâyeden alıntı değildir.

Kentsel dönüşümün anahtar noktası olmasına rağmen Afet evleri sakinleri hep zayıf görülmüş. Devletine isyan etmeyen, başkaldırmayan, başına vurulunca lokması elinden alınabilen insan yapısına sahip olduğu için bu insanların işleri hep kaplumbağa yürüyüşü ile çözülmüş.

Şimdiki duruma gelelim.

160 konut arazisi bir iyi bir yaşam vaat edilip, bu insanların elinden alınmış. Bu insanlara son aylarda bu hafta evlerinize oturacaksınız, şu tarihte evleriniz teslim olacak denmiş, kış ise bu oyalamalarla kapıya dayanmış.

Ne gariptir ki, bu insanların bu çilesini sonlandıracak bu kararı verecek olan da bir insan yada insanlar. Bu insan, yada insanlar, O’ların çektiği çileleri bilmeyen, dertleri ile dertlenmeyen kişi yâda kişiler oldukları için bu durum umurlarında olmasa gerek. Siz sıcacık evlerinizde oturun. Hiçbir açıklama yapmamanız, bu insanların içlerindeki soğuk isyanları zaten duyamadığınız anlamına gelmiyor mu ?  Ama sizde, onlarda biliyor ki, bu işin bir de hesap günü var. Korkmayın, bu insanlar gazetecileri çağırıp kamera karşısında bu durumu kimseye haykırmaz, sizi rezil de etmezler. Bu insanlar herkesi kendileri gibi bilir, size inanır güvenir. Ama siz bence bu sessiz çığlığa kulak verin, insanları artık rezil etmeyin. Mazlumların ve sessizlerin ahı bir yerlerden çıkar siz farkına vardığınızda iş işten geçmiş olur. Verin insanların evlerini daha neyi bekliyorsunuz. Yada, bunca yıl, bunca ay yapamadınız, yapamıyorsanız mertçe delikanlıca bunu da açıkça söyleyin ki bu insanlarda kaderlerine yine razı olsunlar, ama sizlerin beceriksizliğini de bilsinler. Siz söylemezseniz bu insanlar kalender ya bilmezler, kötü düşünmezler sizi sizleri sevemeye devam ederler. Layık olduğununuz ya da olmadığınızı bilmeden.

Selam ve Saygılarımla.


02 Ekim 2017 Pazartesi 10:23
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

TÜRKİYE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

NÜKLEER SANTRALLER ZİRVESİNDE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

AMBULANSLAR SİZDEN ŞİKAYETÇİ

Sağlık Bakanlığımızca sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin ve kalitesinin arttırılmasına yönelik

Kanser Kadınlardan Korksun

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek yaygınlaşan, kadınların ‘korkulu rüyası’ olarak tanımlanan bir

500 Yıllık Osmanlı Kayıtları Gün Yüzüne Çıkıyor

Osmanlı Devleti’ni tarihin en önemli uygarlıklarından biri haline getiren Tahrir Defterleri gün yüzüne

Zekâ Gelişimi İçin Sütten...

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman

Çevresel harcamalar 1.83 milyar TL oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) "Girişimlerde Çevresel Harcama" araştırmasına göre 2010 yılında toplam

NİĞDE - HAVA DURUMU

NIGDE
Sağ Blok Ust Sabit