Asil Aluminyum

25 Haziran 2018 Pazartesi

Niğde Haberci

Kantarın Topu ...

Hayrettin YENEL

Hayrettin YENEL

E-Posta : hayrettinyenel@gmail.com

Türkiye bir seçim geçirdi. Seçim öncesine baktığımızda hataların neler olduğunu ve şimdi nelere mal olduğunu hepimiz gördük.

Kaybedenin yâda kazanın kim olduğuna bakmaksızın, seçmenin Ak Partiden neden uzaklaştığına bir bakmak lazım. Buna bakarken, Ak Parti öncesi birkaç döneme göz atmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

İlk önce geçmiş dönemlerde hükümete gelen partilerin neleri göz ardı ettiğinde, seçim sonuçlarının kendileri açısından hüsranla sonuçlandığına bakalım.

Etkenin nereden geldiğine, Türkiye üzerinde oynanan oyunların nasıl başladığına, işte tam bu noktadan bakmak gerektiğine inanıyorum. Sonun başlangıcı olarak ortaya çıkan tablonun argümanlarına da aynı anda bakmakta tabi ki fayda var.

Türk insanı kendisini kötü yönetenlere karşılık, yönetime talip olanlara her zaman yeni fırsatlar vermiştir. Bu fırsatları kullananları da öyle kendi haline bırakmamıştır. Yönetim zafiyetini gördüğü anda, o partiye verdiği oyların bir bölümünü geri almış, eğer o hükümet bundan da ders almadıysa yetkiyi tamamen elinden almıştır.

Fakat bizim ülkemizde hükümete kim gelirse gelsin, hep aynı hataya düşmüş, oturduğu koltuktan sanki hiç kalkmayacakmış gibi davranma şekline kendisini kaptırmıştır.

Bu tabloyu benim dönemimde olanlar ve daha eskiler çok iyi bilirler. Benim bildiğim Demirel, Özal, Erbakan, Ecevit, Türkeş ve koalisyonların olduğu diğer dönemlerde hep böyle olmuştur. Gençler ise bu tabloyu ülkemizde ilk kez bu seçimde gördüler.

(*)Her dönemde, hükümet olmak için vatandaşın ayağına gidenler, oy için o partili bu partili demeyip herkese sahte gülücük dağıtanlar, hükümete geldiklerinde particilik yaparak, sanki diğer partilileri başka varlıklar gibi görmüşlerdir. Her ne kadar kucaklarmış gibi gözükseler de, bu sımsıkı bir sarılma olarak ortaya çıkmamıştır.  Ülkemizde hangi parti hükümete gelirse gelsin, hükümete gelmeyen taraflar hep bir tedirginlik yaşamıştır. Her zamanın kendi zenginleri, kendi yoksulları hatta en önemlisi, kendi yalakaları olmuş,  bu yalakalar, partilerin içine virüs gibi yayılmışlardır. Bu virüsler ne zaman o parti zor durumda olmuştur, orayı terk etmişlerdir. Hükümete gelen partiler, zor durumlarda bile kendisini terk etmeyenlere “o nasılsa benden” mantığı ile bakmış, onların adı da seçim dönemlerinde küskünler olarak adlandırılmıştır. Bu mantıkla bakıldığında da, küskün oylar bazen başka partilere kayma ile sonuçlanmıştır. Hükümetleri düşüren en etken oylar da bunlar olmuştur. 

Her zaman bu ortamları kollayan Türkiye düşmanları, kendi içlerinde dost olanları, arkadaş olanları bile bir birlerine düşman etmeyi başarmanın gayreti içerisine girmişlerdir. Şu anki tablo geçmiş yıllarda da yaşanmış ve böyle bir tablodan kimse kazanmamıştır. Çünkü oyunun başında kendilerinin olduğunu zannedenler iktidarın verdiği rehavet ile kendi yanlışlarının kurbanı olmuşlardır.

Şimdi bu (*) işaretin bulunduğu yukarıdaki paragrafı aynen aşağıya kopyalayıp sadece hükümetten düşen Ak Partinin adını koyacağım. Bakalım nasıl bir tablo ortaya çıkacak, hep birlikte görelim. İsterseniz başında yıldız olan paragrafı bir kez daha okuyalım ve bu paragrafa yeniden dönelim.

(*)Her dönemde olduğu gibi Ak Parti de hükümet olmak için ilk başlangıçta, vatandaşın ayağına gitmiştir. Oy için o partili, bu partili demeyip herkesi kucaklamıştır. Hükümete geldikleri ilk yılda olmasa da ikinci ve üçüncü dönemlerde, özellikle yerel de sanki diğer partilileri farklı birileri gibi görmeye başlamışlardır. Her ne kadar kucaklarmış gibi gözükseler de, ilk dönemin haricinde bu sımsıkı bir sarılma olarak ortaya çıkmamıştır.  Ülkemizde hangi parti hükümete gelirse gelsin, hükümete gelmeyen partilerin taraftarları hep bir tedirginlik yaşamıştır. Devlet memurları, öğretmenler, polisler bu tedirginliği yaşayanların en başında olanlardır. Her zamanın kendi zenginleri, kendi yoksulları, kendi yalakaları olduğu gibi, Ak Partinin de olmuştur. Bu aktörler Ak Parti başarılı iken parti yöneticilerine havada çok iyi takla atıp, çok iyi ayakkabı bağı bağlamışlardır. Bu hareket, oturulan sıcak koltuğun verdiği haz ile seyreden açısından önemli olarak görülmüştür. Fakat virüsün partilere bu tür yöntemlerle girdiğini hep göz ardı edilmiştir.

Geçmişte hükümetten düşenlerin yaşadığı bu tablolar son dönemde Ak Partide de belirgin hale gelmiş, milletin koltuklarını kendi koltukları sananlar, yan koltuklara da kendi akrabalarının ve yalakalarının oturmasına ortam sağlamışlardır. Geçmiş yıllarda olan ve şu an ortada olmayan partiler ve partilerin liderlerinin hepsi bu hataların tamamını yapmışlardır. Hak edenler, işi bilenler yerine hak etmeyen vasıfsız ve beceriksiz insanların önemli görevleri alması Ak Parti döneminde de yöntem olarak benimsenmiştir.

Ak Parti de, kendisini omuzlayanları, koltuğun O’na verdiği hava ile hep geri planda bırakmış, “O, nasılsa benden” politikası ile hataların çoğaldığı bir döneme doğru gelmiştir. Onların adı da seçim dönemlerinde küskünler olarak adlandırılmıştır. İşte bu küskünler, etraflarındaki yakınlarını da etkileyince, ortaya daha önce verilen oylar, başka siyasi partilere kaymıştır. Esnaf arasında bir laf vardır, “Müşteriyi toplamak çok zordur, fakat kaybetmek çok kolay”.

Ve gelinen nokta..

Türkiye’nin hükümetsiz kalmasını en çok isteyen dış mihraklar, daha önce yazdıkları senaryoların filmlerini buldukları boş arazilerde çekmeye başladılar. Diyarbakır’daki bomba bunun en basit örneğidir. Bu açık bir kaos planıdır. Maalesef bu planın altına ateş atan, hatta ateşi körükleyenlerin bu memleketin vatandaşı olması da çok acıdır. Ve bu insanları bizim insanlarımız kendi elleri ile, birilerine sırf ders vermek bahanesinin arkasına sığınarak ödüllendirmişlerdir.  Onların daha çok ateş toplamalarına, körüğün şiddetini daha da artırmalarına imkân sağlamışlardır. Pişman olanlar yok değildir, fakat tablo bu ve yapacak bir şey şimdilik yok. Büyüklerimiz “ Keşke Şeytandandır” derler. Fakat burada bu kelimeyi kullanmaktan başka çare yoktur. Keşke hükümette olanlar hata yapmasaydı, insanları kendilerinden uzaklaştırmasalardı, insanlarımızda kantarın topunu biraz fazla kaçırmasalardı da Türkiye bu günkü durumlara düşmeseydi.

Selam ve Sagılarımla.


22 Temmuz 2015 Çarşamba 09:03
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

ÜLKE GÜNDEMİ

TÜRKİYE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

NÜKLEER SANTRALLER ZİRVESİNDE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

AMBULANSLAR SİZDEN ŞİKAYETÇİ

Sağlık Bakanlığımızca sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin ve kalitesinin arttırılmasına yönelik

Kanser Kadınlardan Korksun

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek yaygınlaşan, kadınların ‘korkulu rüyası’ olarak tanımlanan bir

500 Yıllık Osmanlı Kayıtları Gün Yüzüne Çıkıyor

Osmanlı Devleti’ni tarihin en önemli uygarlıklarından biri haline getiren Tahrir Defterleri gün yüzüne

Zekâ Gelişimi İçin Sütten...

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman

Çevresel harcamalar 1.83 milyar TL oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) "Girişimlerde Çevresel Harcama" araştırmasına göre 2010 yılında toplam

NİĞDE - HAVA DURUMU

NIGDE
Sağ Blok Ust Sabit