21 Ağustos 2019 Çarşamba

Niğde Haberci

Okumak..okumak..okumak..

Talip PEKER

Talip PEKER

E-Posta :

 

 
 Acaba neden bu kadar yozlaştık? Oysa biz Müslüman bir milletiz. Zikri geçen özellik ve benzerleri bizim şiarımız olmalı değil miydi? Biliyor musunuz, İki Cihan Nebisi, çocuklarla konuşurken bile, (sen)demez (siz) diye hitap ederlerdi. O Şanlı Peygamber, asla  emir cümlesi de kullanmazdı. Yani, “Getirir misiniz, götürür müsünüz, verir misiniz, alır mısınız” derlerdi. İşte onlar, işte yerlerin, göklerin, zaman ve mekânın en aziz, en asil insanının ümmetinin durumu...

Böyle miydik?
 
Hayır, değildik. Geçmişte herhâlde çok daha insanî, İslâmî ve çok daha medeniy’dik…Üzülmemek ve dolayısıyla sinirlenmemek mümkün değil! Toplum olarak, nedir bunca sertliğimiz, haşinliğimiz, kabalığımız Allah’ım! Adam, taş desen değil, duvar desen değil... Ağaç desen hiç değil... İncelik, olgunluk, nezaket ve hoşgörü, içi dolu insanların dışarıya yansıttıkları insanî ve İslâmî özelliklerdir. Yürek ve beyin ışıklarıdır.
 
Ruhumuzda mevcut olan iyi ve güzel özellikleri  eğitim yoluyla gün ışığına çıkarıp bunlarla birlikte yaşamak için, içinde bulunduğunuz sistemin ve bu sistemin oluşturduğu toplumun da buna müsait olması lazım. Kaba-saba, sevgisiz, ilgisiz, saygısız insanlardan oluşmuş bir cemiyette insanca hayat sürmek, bir diğer ifadeyle ahlaklı, terbiyeli olmak, nazik ve zarif davranmak, kaliteli ve seviyeli bir hayat yaşamak öyle sanıldığı kadar kolay değil! Gülün neşv’ü neması için hem toprağın müsait olması hem de iklimin sıcak olması gerekmektedir. Ayrıca bir de gübresi ve suyu da ihmal edilmemelidir. Bu unsurlar olmadan olmaz. İnsan da böyledir. 
 
Az okuyan, hiç yazmayan, fakat çok konuşan daha doğrusu ses çıkaran bir toplum haline geldik. Herkes, okumadan âlim, yazmadan kâtip olmak  istiyor.
Adam ağzını açar açmaz, dere-tepe dümdüz gidiyor... İşi kolay… Çünkü çok cesur... Cesaretini cehaletinden alıyor. Evet, konuşmasına konuşuyor da; Ne var ki, beyne bir şeyler verecek, kalbe huzur ekecek herhangi bir şey söylediği yok!
 
Bütün sermayesi övme... sövme... Birilerini yerin dibine batırırken, birilerini de göklere çıkarıyor. Konuşmak için, insan gibi hitap etmek için; beyin ve yüreğini devreden çıkarıyor. Durumu sadece midesiyle götürüyor. Bundan dolayı da konuşması bir nevi (affedersiniz) mide gurultusunu andırıyor. Arada sırada da olsa, insanca da konuşuyor; fakat bunun müddeti beş dakikayı geçmiyor. Sermaye biter bitmez nöbeti mideye devrediyor. Bu defa işi mide götürüyor. Demek ki zamanımızda ”Ağzı olan değil”, galiba daha ziyade midesi olan, midesi sağlam olan konuşuyor.
 
Beyniyle ve yüreği ile konuşanlar seslerini yükseltmezler. Ona buna da hakaret etmezler. Her şeyden önce fikren, ruhen ve bedenen sağlıklı olmak lazım gelir. Sonra da çevrenin yardımcı olması gerekmektedir. Orman içinde, dikenler arasında hangi çiçek gerektiği gibi açabilmiş ve etrafına koku saçabilmiştir? İnsanın göz kulak, hafıza, hayal, tasavvur, tefekkür vs. gibi doldurmak ve doyurmak mecburiyetinde olduğu ambarları vardır. Bunları layıkıyla doldurmak ve doyurmak ise, okumaktan ama pek çok okumaktan geçer. Eğer bu ambarlar, yeterince doyurulmaz ise, fıtrata uygun bir şekilde görev yapmaları mümkün değildir. Göz bakar, fakat görmez... Kulak işitir ne var ki duyamaz. Diğer azalar da aynen böyledir.
 
Alemlerin efendisi  buyurdular ki:
“İlim benim mirasım ve benden evvelki peygamberlerin de mirasıdır.”
“Ulama, arzın ışıkları, enbiyanın halifeleri, benim varislerim ve enbiyanın varisleridir.” Buna kim ne diyebilir! Mühim olan sevgi ile birlikte olan bilgidir. Sevgisiz olan bilgi, beyinde yürekten başka bir şey değildir.                                                                                     
 
“İlim öğrenmek yalnız okula mahsus değildir. Okul insana sadece anahtar verir. O anahtarla ilim hazinelerini açacak olan insanın bizzat kendisidir.
Ne yaparsak özel gayretimiz ile yaparız. “Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.”(Kalem Suresi, ayet, 1)
 
Allah’ın kaleme yemin edişi, onun insan hayatındaki yerini ve değerini güçlü bir şekilde ifade eder.
Okumak, öğrenmek ve yazmak kadar şerefli, lezzetli bir şey düşünülemez.
İnsan ilmiyle değer kazanır.
 
Kıymetli  arkadaşlar, konuşmak güzel, ama güzel olan bilerek, anlayarak, hissederek konuşmaktır. Yeteri kadar iç sermayesine sahip olmadan konuşmak, ses çıkarmaktan başka bir şey değildir. Bunu ise, böcekler ve sinekler de yapmaktadırlar. Emek vermeden, dolayısıyla bilmeden konuşmak, yazmak günahların en büyüğüdür.
 
Okumayan milletler okuyan milletlerin tahakkümü altına girmek zorundadırlar. Bu durum fertler için de geçerli. Teknik de, teknolojide yarışmak; madde ve manada çağı yakalamak için mutlaka ilim irfan sahibi olmak gerekir. Okumadan bilmek, bilmeden tanımadan sevmek, sevmeden korumak, esirgemek paylaşmak eşyanın tabiatına aykırıdır.
 
Dostla illa bilgi, illa bilgi...
Öğrenmek isteyenlerin açık yolu (1) eserde hikaye olunduğuna göre, bir gün Peygamber Efendimiz Mescid-i Saadet'in kapısında şeytana rastladı ve:
-Ya İblis! Burada işin ne?, diye sordu.
-Mescide gireyim ve şu namaz kılanın namazını if’sata uğratayım diyorum, lakin şu ötede uyuyan adem den korkuyorum.
Resulullah:
-Ey İblis, niçin ibadet eden ve Rabbine niyazda bulunan namazdakinden korkmuyorsun da gaflet halindeki uyuyandan çekinirsin?
-Namaz kılan zat cahildir, onu baştan çıkarmak pek kolaydır ama uyuyan alimdir. Namaz kılanı azdırıp da namazını fesada uğratırsam uyuyanı uyandırmasından korkarım!" cevabını vermiştir.
Bunun üzerine iki cihan Nebisi; "Alimin uykusu, cahilin ibadetinden hayırlıdır," buyurmuştur.
 
(1)" Minhacül Müteaillmin "


18 Mayıs 2019 Cumartesi 14:52
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

GÜNCEL ÜLKE GÜNDEMİ

TÜRKİYE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

NÜKLEER SANTRALLER ZİRVESİNDE 5 ÜLKEYLE ANLAŞMA İMZALANDI

AMBULANSLAR SİZDEN ŞİKAYETÇİ

Sağlık Bakanlığımızca sağlık hizmetlerinin ulaşılabilirliğinin ve kalitesinin arttırılmasına yönelik

Kanser Kadınlardan Korksun

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek yaygınlaşan, kadınların ‘korkulu rüyası’ olarak tanımlanan bir

500 Yıllık Osmanlı Kayıtları Gün Yüzüne Çıkıyor

Osmanlı Devleti’ni tarihin en önemli uygarlıklarından biri haline getiren Tahrir Defterleri gün yüzüne

Zekâ Gelişimi İçin Sütten...

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman

Çevresel harcamalar 1.83 milyar TL oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) "Girişimlerde Çevresel Harcama" araştırmasına göre 2010 yılında toplam

NİĞDE - HAVA DURUMU

NIGDE
bursa escort bayan bursa escort bayan bursa merkez escort bayan escort bursa bayan escort bursa escort bursa istanbul elit escort beşiktaş escort bayan istanbul escort bayan şirinevler escort kadıköy escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort bayan izmit escort bayan datça escort bayan gümbet escort illegal bahis porno film indir porno sex hd porno