Yazı Detayı
28 Mart 2020 - Cumartesi 21:49 Bu yazı 601 kez okundu
 
TÜRK KAHVESİ ...
Ömer Sabri KURŞUN
 
 

Kaç Yıl Hatırı Vardı Hatırladınız mı?

Bu gün size bol köpüklü ve okkalı bir kahve hazırladım. Haydi dostlar gelin yağmurun cama vuran pıtır pıtır sesinde, benim gök yüzümde, benim dağlarımı seyrederken karşılıklı oturalım koyu kahvemizi yudumlarken, koyu bir sohbete başlayalım.

Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister, kahve bahane...
Kahvede midir dostluk yoksa yüreklerde mi, İçilirken edilen koyu telveli sohbetlerde mi?
Yoksa bir fincan kahvenin kırk yıl hatırında değilde, yürekten seven ölümsüz dostluklarda mı?

Çünkü bir fincan kahve içmek dostla sohbet etmektir. Kahve içmek istiyorsunuz demek ki, siz de dost arıyorsunuz. "Neyi arıyorsan O' sundur." der Mevlana. "Aşkı arıyorsan âşık, zulmü arıyorsan zalimsindir."

Herkesle kahve içemezsiniz. Mesela çayı herkesle içebilirsiniz. Yoldan geçenlere tanısanız da, tanımasanız da seslenebilirsiniz, "Gelin, bir çay içelim." Ama herkesi kahve içmeye davet etmezsiniz. Sadece özenle seçtiklerinizle kahve içersiniz.

Çay içtiğinizde ısınır, üşümekten kurtulursunuz. Ama kahve içtiğinizde, ruhunuz ısınır. Zaten siz de, ruhunuzu ısıtacak bir dost aramışsınız demektir, kahve bahanedir.
O yüzden kahve herkesle içilmez. Özel insanlarla kahve içersiniz. Dikkat ederseniz, çaya davet sesiyle, kahveye davet sesinin tonları bile farklıdır. Kahve içmeye davet edenlerde tatlı bir tebessüm vardır, üstelik davet sesi çok derinlerden gelir.

Çay davetini, mazeretiniz nedeniyle erteleyebilirsiniz. Kahve davetinde ise erteleme düşünülemez bile, bir gönül sizi dost sohbetine çağırmıştır. Koşarak gidersiniz.
Çay içerken bir şeylerle meşgul olabilirsiniz. Kahve içerken sohbetin bir kelimesini bile kaçırmamak için her şeyi bırakır 'kahvedaşınızla' ilgilenirsiniz. Çay; kalabalık, gürültülü ortamlarda bile içilirken; kahve, sessiz, sakin ortamlarda, başbaşa içilir. Çay, büyük yudumlarla içilirken, kahve küçük yudumlarla yavaş yavaş içilir. Gaye gönlün istediği dostla uzun süre kalmaktır. Çay bittiğinde boş bardaklar hemen ortadan kaldırılır. Kahve bittiğinde ise fincanlar dostluğun nişanesi olarak bizimle birlikte kalırlar. Çoğu zaman güzel sözlerin devamı için şakayla karışık fincanlar kapatılır, fala bakılır. Bütün maksat dostluk anlarını uzun tutmaktır. Çünkü gönül bir dost istemiştir, kahve bahanedir.

Kahve, dostla, Çiçero'nun dediği gibi erdemlerine hayran olduğumuz insanla içilir. Bu yüzden kahve içtiğimiz insan da kahvenin değerini bilen insandır. Değer bilmek; hayat çizgimiz, dünya görüşümüz olduğundan geleceğimizi yönlendirir.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var derler ya, birlikte kahve içtiğimiz dostlarımıza dostluğumuzu belli etmemiz gereken anlar vardır. Nemrut, İbrahim Peygamberi ateşe attığında, ağzında kuru bir dal olan küçük bir kuş gelip dalı ateşe bırakır. İbrahim Peygamber, kuşa seslenir, "O küçük çöp bu koskoca ateş için ne fark eder ki!" Kuş, "Olsun!" der. "Düşman olduğumuz belli olsun." Birazdan bir güvercin gelir, gagasındaki bir damla suyu ateşe bırakır. İbrahim Peygamber, "Bir damla su koskoca ateş için ne fark eder ki!" diye seslenir. Kuş cevap verir, "Olsun, dost olduğumuz belli olsun."

Araya birde şu anlamlı darbı misali sıkıştıralım dedim.

Delikanlı, çok iyi kahve pişiren bir kızla evlenmek ister. Çok iyi kahve pişiren kızı bulurlar, babasıyla birlikte konuk olurlar. Kız, yanında birer bardak suyla kahveleri getirir. Baba-oğul kahveleri içer ve çok beğenirler. Delikanlı; kahveye de, kıza da hayran kalır, 'Zümrüdüanka’mı buldum diyerek kızla evlenmek ister. Lakin kız istemez delikanlıyı, "Delikanlının eli ayağı düzgün, hali vakti yerinde ama bu delikanlı değer bilmez" der. "Çünkü kahveyi içtikten sonra üstüne bir bardak da su içti. Damağındaki o güzelim kahve tadını aldı götürdü, benim yaptığım kahvenin değerini bilmeyen, benim değerimi hiç bilmez..."

Ama önce her şey tamamken ve sohbete başlarken, bir de Türk kahvesinin hikâyesini, Türk kahvesi içme adabına giriş yapsak hiç de yanlış yapmış olmayız.
Çünkü dostum Türk kahvesinin de kendine has bir içim adabı var. Nasıl ki rakıya espresso muamelesi yapıp shot yapmıyorsak, Türk kahvesini de içerken dikkat etmemiz gereken hususlar mevcut.

Haydi, birlikte öğrenelim!
Asırlardır Türk kültüründe var olan Türk kahvesi, sabahların daha canlı başlamasını sağlayan, sohbetleri neşelendiren ve kültürel bir motif olarak karşımıza çıkan Türklere özgü bir kahve türüdür.

Bir acı kahvenin bile kırk yıl hatırı vardır vecizesi ile Türk kahvesinin Türk kültüründeki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Yörelere göre farklı anlamlar ifade eden Türk kahvesi özel günlerde, önemli misafirliklerde ve gündelik olarak tercih edilen bir kahve türünü oluşturmaktadır.
Çok eski zamanlardan beri Türk kültüründe yer edinmiş olan Türk kahvesi ile ilgili birçok deyim ve atasözü de toplum içinde kullanılır durumdadır. Kahvenin pişirilmesi ve servis edilmesinde çok beklenmişse; ‘’Kahve Yemen’den mi geliyor?’’ denir. Bunun en önemli sebebi ise Türk kahvesinin ana vatanının Yemen ve Habeşistan olmasından kaynaklanıyor.
Kahvenin Osmanlı mutfağına girişi ve geleneksel Türk lezzeti olma hikâyesi çok eski zamanlara dayanıyor. Bununla ilgili anlatılan iki farklı hikâye bulunuyor. İlk hikâye 1554 yılında Suriyeli iki tüccarın kahveyi Osmanlı topraklarına soktuğuna dairdir.

Kahvenin Osmanlı mutfağında yer bulmasına dair diğer hikâye ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde gerçekleşiyor. Yemen Valisi’nden Türk kahvesi isteyen Sultan Süleyman, en güzel kahveleri ve kahve pişiricilerini sarayına davet eder. 40 farklı çeşitte kahve pişirme yöntemi bilen ustalar saraya yerleşir ve böylece Osmanlı sarayına Türk kahvesi girmiş olur.

Türk kahvesi kültürü çok kadim bir kültür olmakla birlikte Türk kahvesini içme törenleri şekilleri de bulunmaktadır. Her bölgede farklı şekillerde hazırlanan ve tüketilen Türk kahvesi vardır ki ben bu çeşitlemelere girmeyeceğim

Türk kahvesini pişirme, ikram ve içme adabı vardır:

Türk kahvesini içmeye başlamak başlı başına bir hazırlık. Öncelikle kahveyi yapacağınız kişinin kahvesini nasıl tercih ettiğini sormanız gerekir. Eğer misafiriniz ilk defa geliyorsa ve siz kendinize göre bir kahve hazırlamışsanız bu ayıp olarak karşılanabilecek bir harekettir.
Gelen misafirinizin ikinci ya da üçüncü ziyaretiyse, bu kez kahveyi nasıl içtiğini hatırlamak ve o daha söylemeden pişirmeye başlamak çok önemlidir. İki noktada da sizin ve misafirinizin kahve içme zevkleri, kullandığınız şeker birbirinden farklı olabilir ancak ne olursa olsun (buna iki cezve ile aynı anda kahve yapmak da dahil) kahveyi misafirinizin istediği şekilde sunmanız önemlidir.

Kahve hazırlanırken misafirinizle konuşmaya devam edebilmeniz büyük bir güzelliktir. Çünkü kahve, bir içecek olsa da yarattığı havasıyla birlikte bir sohbet aracı haline de dönüşür.
Siz kahveyi pişirirken misafirinizle konuşmaya devam edersiniz, o sizin kahve hazırlayışınızı izler ve kendini çok daha özel hisseder.

Kahvenizi iki taşım şeklinde hazırladınız ve fincanlara döktünüz.
Tabi ki kahveyi bakır cezvede pişirin, fincanlarınız ise porselen olsun.
Kahveyi fincanlara böldükten ve köpüğünü de koruduktan sonra misafirinize özel tepsinizi hazırlıyorsunuz.
Tepside Türk kahvesi, su ve yanında Türk lokumu olmalı. Hani varsa bir de gül yaprağı hani şu kırmızısından birkaç taç yaprağı…

Bu noktadan sonra iş tamamen Türk kahvesi içme adabına kalıyor. Hazırlanan Türk kahvesini içmeden önce sudan bir yudum alıyorsunuz ve kahvenizi içmeden önce ağzınızın temiz olduğuna emin oluyorsunuz. Çünkü Türk kahvesi hem lezzeti hem de sohbetiyle çok özel bir içecek.

Türk kahvesini içmenin bir adabı ve töreni vardır. Geleneksel bir kültür motifi olan Türk kahvesinden yudum almadan önce, kahvenin yanında gelen soğuk sudan bir yudum alınır. Bu sayede ağız temizlenir ve kahvenin tadı tam anlamıyla alınmış olur.
Eğer ağzınızda kahveden önce yediğiniz ya da içtiğiniz bir şeyin tadı kalırsa kahvenin tadını tam olarak alabilme şansınız yok. Bu yüzden ilk su yudumundan sonra kahveden de minik bir yudum alıyorsunuz.

Kahvede ilk yudum; tanışma, ikinci yudum; alışma, üçüncü yudum; anlaşma demektir. Bir kahvenin iyi olup olmadığına karar vereceğiniz üç aşamayı gerçekleştirmiş oluyorsunuz.
Aman bu arada şunu unutmayalım.
Türk lokumu olmadan Türk Kahvesi içilmez
Hani şu meşhur Türk lokumu var ya, hani deriz ya taze elden taze kahve. İşte o taze lokumdan…

Türk kahvesini höpürdeterek içmek gerekir. Köpüklü kısmı içmek ve kahvenin köpüğünü kaybetmemek için yapılan bu içme yöntemi dışardan bakıldığında her ne kadar komik dursa da kahve içme adabından sayılır ve kahve içme töreninin bir parçasıdır.

Ancak dikkatli olmanız gereken bir nokta var, eğer Türk kahvesini tamamen bitirip üzerine hemen suyu içerseniz olumlu karşılanmayan bir hareket daha yapmış olursunuz. Türk kahvesinin ardından suyu bitirmek kahvenin iyi olmadığı ve boğazınızın temizlemesi gerektiğine işaret eder.
Türk kahvesi konusu bu kadar hassasken ve ev sahibini ya da misafirini iki arada bir derede bırakabilecekken dikkat etmekte fayda var.
Unutmadan söyleyelim, Türk kahvesini içerken sohbetinizi sakın kesmeyin. Kahvenin en güzel eşi sohbettir ve sizi de karşınızdaki kişiyi de çok iyi hissettirir...

Afiyet olsun dostlarım!..

 
Etiketler: TÜRK, KAHVESİ, ...,
Yorumlar
Haber Yazılımı