Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Niğde’yi ziyaret etti. 14 Yıl aradan sonra ilk kez bir Cumhurbaşkanının Niğde’yi ziyaret etmesi elbette çok önemliydi. Her türlü hazırlıklar yapıldı, kentte Cumhurbaşkanını koruması ve düzeni sağlaması için adeta kırmızı alarm veren emniyet 600 polisle görev yaptı.
Cumhurbaşkanı Gül, vilayete gelişte coşkulu bir kalabalık ona sevgi gösterisinde bulundu. Sıcak bir insan, kişisel olarak insanlarla çok iyi iletişim kuran bir Cumhurbaşkanına yapılması gerekenin en güzelini yaptı Niğdeliler.
Gazeteci arkadaşlarım gün boyu oradan oraya koşuşturmaktan adeta tabanları şişti. Sabah karşılama öncesi valilikteki arkadaşlarla görüştüğümüzde basın mensupları ile ilgili her konunun eksiksiz alındığı, onların için araç, yemek ve takip noktasında her türlü imkanın seferber edildiğini öğrendik. Hatta detaylarda verildi. Şu gazeteden iki kişiye, bu ajanstan 3 kişiye gibi.
Sabahın soğuğunda beklemeye başlayan gazeteci arkadaşlarımız, Cumhurbaşkanımızın korumalarının dediği her konuyu eksiksiz yerine getirdiler. Burada duramazsınız, buradan çekemezsiniz, buraya giremezsiniz, vesaire, vesaire. Kural gereği arandılar, bir daha arandılar, bir daha arandılar. Bir yere girebilmek için bu kadar eziyete de katlandılar. Ama yine de görevlerini yapmaktan geri kalmadılar.
Soğuk ve kış günü koşturmaktan tabanları şişen Niğde’nin fedakar muhabirleri her noktada adeta hor görüldüler. Bu duruma bazı arkadaşlarımız artık çekmeyelim diyerek tepki de gösterdiler. Hatta haberde şu bölümü koyalım şunu çıkaralım konuşmaları bile geçti. Sabahtan akşama kadar koşturan bu gazeteciler için bir tabak yemek adeta çok görüldü. İlk bilgilerde bu arkadaşlara yerleriniz bile ayrıldı. İsimlerinize bile yazıldı, denildiğinde bu arkadaşlarımız belki de Cumhurbaşkanı ile bir yemek yeme zevkini tadacaklardı ki, içerde tüm masalar dolmuş ve onlara yer de ayrılmamıştı. Bu durum karşısında, arkadaşlarımızdan bazıları dışarı çıkarılmışlardı. Bazı arkadaşlarımız da diğer arkadaşları yemek yiyemeyince kendiliklerinden bu yemeği terk ettiler.
Cumhurbaşkanının bu durumdan haberi olduğunu hiç zannetmiyorum. Gazetecileri ve medyayı çok seven cumhurbaşkanımız bu durumu öğrenince bakalım nasıl bir durum yaşanacak bende merak ediyorum. Yani yemek organizasyonunda gazeteciler açısından tam bir rezalet yaşandı. Bunu bir ilde kim organize eder bence Niğde’ye gelen bu özel insanın etrafında bu işi takip edecek hesap soracak birileri mutlaka olur diye düşünüyorum.
Koşturan emek çeken gazetecilerden farklı olarak, belki ayda bir kez, senede birkaç kez bu tür haberlere gelen daha doğrusu bazı önemli durumlarda her salataya maydanoz olan bazı kişilerde her ne hikmetse Cumhurbaşkanlığı korumalarını bile atlatıp yemeğe adeta yumulmuşlardı. Dışarı çıktığımda birkaç kişinin isminin davet listesinde olup olmadığını sordum. Bu bilgiyi kapıda bizi didik didik arayan, makinalarımızı çantalarımızı X-Ray cihazına sokan korumaların başındaki insandan içerdeki davetiye listesinde şu, şu kişilerin adı var mı, birçok arkadaşımız içeri giremedi ama bazı arkadaşlar içerde yemekteler, dedim. Aldığım cevap ise ilginçti. Çünkü bu korumalar kendi listelerinde adı olmayan kişilerin içerde olduğundan haberleri yoktu. Bana göre bu da bir skandal. Cumhurbaşkanının yemeğine davetiye listesinde adı olmayan birilerinin çaktırmadan girmeleri ve yemeğe yumulmaları da hem skandal hem de çok ayıp. Kimdi bunlar derlerse ben kapıda x-ray cihazı yanında bulunan cumhurbaşkanı korumalarına bu arkadaşların isimlerini verdim. Şimdi birilerini deşifre etmek bize yakışmaz.
Sonuç olarak Niğde’den bir Cumhurbaşkanı geçti. Gerçekten Niğde için onur ve gurur günüydü o gün. Fakat her zaman etrafınızda görmek için beklediğiniz, onlar gelmeden kurdele dahi kesmediğiniz günleri unutup, il dışından gelen gazetecilere böyle günlerde her türlü imkânı sunduğunuz bir gün olarak aklımızda kaldı bu gün. Cumhurbaşkanlığı korumalarını bile atlatıp, birileri gibi köşeden bucaktan içeri girmeyi başaran kişiler gibi yapmayıp, sadece görev için orada bulunduklarını ispatlayan, onurlu muhabir arkadaşlarımı buradan tebrik ediyorum. Bu işi organize edenlere de bir çift sözüm var, soğukta titreyen gazetecilere bir tas yemeği çok gördünüz ya.. daha söyleyecek bir şey kalmadı sizlere..
Selam ve Saygılarımla