" Çıktım Seyreyledim Niğde' yi Bor' u "
Karacaoğlan 17 nci yüzyılda güzel ilçemiz Bor'u seyran etmiş ve şiirinde böyle sesleniyor, Gençlik günlerimizde kulakları çınlasın Cevdet hoca ( Bor ŞNPLisesi Fransızca öğretmeni ) bizleri alır götürürdü Kayabaşı' na Güneş' in batımını birlikte seyrederdik o esnada yemyeşil bahçelerimizi, dizi, dizi ekilmiş lahana tarlalarının seyri bambaşka bir zevk veriyordu insana..
Karşıda Okçu dağı ve Pınarbaşında kaynak suyu ayrı bir güzellik katardı, Pınarbaşı şimdi bu cihetle mesire alanı oldu. Biraz daha şeklen dizayn edilerek Bor'da nefes alınacak önemli mahallerden birisi haline geldi.
Tabi diğer taraftan Kızılyer, Bentkavak, Kale mahallesi ve civarı ile istasyon (Gar) binasından eski kışla yoluna doğru yeşil alan ve şehirleşme, Sinandı bağları mevkii halen yeşili korumaya çaba gösterilen yerler arasında zamanla git gide buralarıda arsa rantı betonlaştırırmı bilinmez!.
Kayabaşı parkı özellikle gün batımından itibaren yaz mevsiminin tadını veren ve Bor'un simgesi haline gelen park-yeşil alanlardan, çeşitli sosyal faaliyetler adına anfi tiyatro alanıda çok amaçlı kullanıma açık önemli bir merkez durumunda..
Her gün güneşin batışını seyretmek ve bu mekânda oturup hoş sohbetler eşliğinde zaman geçirmekde çok güzel bir çaba diyebiliriz.
Bu duyguyu yaşamak lazım.
Diğer taraftan ünlü şairlerimiz Bor'un tabi güzelliklerini mısralarına nasıl işlemiş bir okuyalım..
Bor' daki bağ, bahçe kültürü ve yeşillik seremonisi edebiyatımızda da o kadar yer etmişki işte bunlardan bir tanesi Ceyhun Atuf Kansu' nun " BOR' DA BİR AKŞAM " şiirinde;
" Altın bir elma düşer dalından göğün,
O renk renk gölgeleri dökülür, gün sonunun,
Bir nur havuzu dolar pembeliğiyle ünün,
Eteklerini tutar dağlar altın buğunun.
Salkım söğütlerin nur dökülür yaprak yaprak,
Ilık rüzgar dökerek geçer bütün dalları,
Bir akşam yemişidir elimde ılık toprak,
Ve bir masal kokusu aşıp gelir yolları.
Ellerim güneşe o kadar yakın; tutarım,
O elmayı ısırmak isterim ben bu akşam,
Eşsiz pembeliklerde yıkanırım-yatarım
Derim; hayata veda, sonsuzluğuma selam.
Bir Bor elması gibi ey batan güneş seni
Isırmak sitiyorum seni büyülü yemiş,
Hatırla masallarda bahtiyar geçen günü,
O günler, o günler bu özlemle zenginleşmiş.
Elim değiyor Hasan Dağı'na, serinliğe,
Yüksekliğe uçuyor.. Kar öbek öbek,
Pembe pembe halılar serilmiş "yürü" diye
Bu çocuk ufukları özledi, yürüyecek.
Duru bir pembeliğin örtüsündedir dağlar,
Dağların arasından uzatıp ellerimi
Erişmek istiyorum gök bitimine kadar,
Okşayabilmek için bütün sevdiklerimi.
Uyu, çocuğum uyu, ko başını dağlara,
Tanrının işlediği o yorganı; ufuğu,
Serdi bu eşsiz akşam, ilk yatağıma; Bor'a...
Ve bahçelerde annem ninni söylüyor uyu!
Her an değişen bir gül gibi açtı çocuğum,
Dağları okşamak... O dağları kafesinde,
Ufkunda öz elmayı koklamak istiyorum,
İşte, güneş orada akşamın bahçesinde."
O renk renk gölgeleri dökülür, gün sonunun,
Bir nur havuzu dolar pembeliğiyle ünün,
Eteklerini tutar dağlar altın buğunun.
Salkım söğütlerin nur dökülür yaprak yaprak,
Ilık rüzgar dökerek geçer bütün dalları,
Bir akşam yemişidir elimde ılık toprak,
Ve bir masal kokusu aşıp gelir yolları.
Ellerim güneşe o kadar yakın; tutarım,
O elmayı ısırmak isterim ben bu akşam,
Eşsiz pembeliklerde yıkanırım-yatarım
Derim; hayata veda, sonsuzluğuma selam.
Bir Bor elması gibi ey batan güneş seni
Isırmak sitiyorum seni büyülü yemiş,
Hatırla masallarda bahtiyar geçen günü,
O günler, o günler bu özlemle zenginleşmiş.
Elim değiyor Hasan Dağı'na, serinliğe,
Yüksekliğe uçuyor.. Kar öbek öbek,
Pembe pembe halılar serilmiş "yürü" diye
Bu çocuk ufukları özledi, yürüyecek.
Duru bir pembeliğin örtüsündedir dağlar,
Dağların arasından uzatıp ellerimi
Erişmek istiyorum gök bitimine kadar,
Okşayabilmek için bütün sevdiklerimi.
Uyu, çocuğum uyu, ko başını dağlara,
Tanrının işlediği o yorganı; ufuğu,
Serdi bu eşsiz akşam, ilk yatağıma; Bor'a...
Ve bahçelerde annem ninni söylüyor uyu!
Her an değişen bir gül gibi açtı çocuğum,
Dağları okşamak... O dağları kafesinde,
Ufkunda öz elmayı koklamak istiyorum,
İşte, güneş orada akşamın bahçesinde."
Cumhuriyet döneminde ünlü Türk Şairleri şiirlerinde Bor' u " doğa harikası" motiflerle süslemişl erdir.
Namdar Rahmi Karatay, Ceyhun Atuf Kansu, İbrahim Hicri Göncel, Bekir Sıtkı Erdoğan şiirlerinde " Bor sevdasını, güzelliklerini " dizelerinde nakış, nakış dokumuşlardır.
Özellikle Namdar Rahmi Karatay'ın " Geçti Bor'un Pazarı " şiirinde işlediği hayat felsefesi bugün hâlâ canlılığını koruduğu gibi, Bor'un dünya çapında tanınmasına büyük katkısı olmuş, hepsininde ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
Gelelim günümüze...
Burada hemen bir takım sorular akla geliyor...
Bor' un değerlerine yeterince sahip çıkılmışmıdır?
Şeyh Kûddûsi hazretlerinden, Şehit Nuri Pamir'e kadar manevi büyüklerimiz ve kahramanlarımız için..
Pozantı'dan Anadolu içlerine sızmaya çalışan Fransızlar 30 kişilik bir gönüllü grubu kahraman ecdadımızla püskürtülmüştür. Mekânları cennet olsun, onlar içinde gerekli anma ve toplantıları yapıyormuyuz?
İŞTE POZANTI'DAN SIZMAYA ÇALIŞAN FRANSIZLARI PÜSKÜRTEN KAHRAMANLARIMIZ:
-Ahmet CIĞIZOĞLU
-İzzet CAN
-Rıfkı GÜYER
-Çopuroğlu Mustafa Efendi
-Selamoğlu Muharrem Efendi
-Mehmet Beyzade Zeki Efendi
-Sarrafın Hulusi (AKÇABOZAN)
-Mustafa Ünal (KAHRAMAN)
-Hacı Dede'nin Mehmet Efendi
-Öğretmen Kâmil Efendi (Kır Kâmil)
-Potuk Sadık Efendi
-Asmaz'dan Hacı Ahmet Ağanın Ali Efendi
-Ortaköy'den Derviş Ağa'nın yeğeni Hacı
-Çopur'un Şakir (Cemal ÇOPUR'un babası)
-Kemerhisar'dan Göde İbrahim
-Bozkırlı Şevket
-Ortaköylü Mustafa Çavuş
-Hırışzade Hüseyin Efendi (Sözen)
-Hakizade Hacı Ali Efendi
-Hacı Rüştü Efendi
-Kasap Hacı Abdullah Efendi
-Berekeli Ahmet
-Narazanlı Musa Çavuş
-Tarsus'tan gelerek bize katılan bir İran'lı (Şehit oldu)
-Sıhhıye Memuru Ahmet Bey
-Mülazımın Osman (Teğmenoğlu)
-Alibazın Hüsnü
-Alibazın Hamdi
-Tengirin Hazım
-Potuk Mustafa Efendi (Önen (*)
Bor'un kendine has başta " Yeniyaprak " olmak üzere gelenek, göreneklerimizin yaşatılması adına bir çaba oluşturulmuşmudur?
Bor'da 4 yıllık fakülte bu öğretim yılına kadar neden açılmadı/açılamadı?
Bor dışında cemiyet hayatımız " Dernekleşme dahil " hangi aşamadadır?
Bor' lu bilim adamlarımızı üniversitemize davet etsek, daha faydalı sonuçlar alırmıyız?
Şimdi herkes " Bor için ne yapabiliriz " düşüncesinde atacağı bir adım ile bir çakıl taşı kadar hizmetin bile gönlümüzde yer edeceği bilinmelidir.
Bütün güzellikler sizlerin olsun...
Selâm ve saygılarımla.
(*) Kaynak: BOR TARİHİ - Milli Mücadelede Bor sahife 71