Yaşamımızda hatırası olmayan ne var?
Her nereye baksanız;
Yüce dağların ardındaki gurbeti,
Albümlerdeki fotoğraflarda yaşanılan günleri..
Bazen içimize ağu gibi dolan hüzün dolu ölümleri..
İlk karne aldığımız sevinç dolu günleri..
Her birinin bıraktığı iz, geçmişe dair götürür sessizce bazen gözlerimiz dolar, bazen hayatın muhasebesi ve boşa giden çabalar sonucu " Ne umduk, ne bulduk gibi " serzenişleri.
Çocukluğumuzdaki mevsimlerin bile hatırası bambaşka değilmiydi?
Meyvelerin, sebzelerin, yetişme, olgunlaşma ve verimli zamanları vardı ve heyecanla beklenirdi bağ- bahçe kültürünün zirvesinde yaşanan o yılların hepsi hatıra olarak ya belleklerde yada fotoğraflarda kaldı..
Peki ya dostluklar?
Araya çeşitli sebeplerle ayrılık girdimi o bile yavaş yavaş unutmaya/unutulmaya yerini bırakıyor..
Bazen içli bir türkü dinlediğimizde alır götürür, ya ilk görev yaptığımız şehire, gençlik duygularının zirve yaptığı yıllara, ya sevinçtir, ya da hüzün bazı şeyleri gözümüzde canlandırırız ufka dalarak..
Yaşam böyle bir denklem;
Bir yanda ağıt, gözyaşı diğer yanda sevinç ve mutluluk..
Kader, kısmet hangisinden yanaysa değirmenin çarkı gibi, dönme dolap gibi o yöne evrilir gideriz.
Hatıra söyleyip geçtiğimiz gibi bir sözcük değil;
Dün, bugün, yarın adına doğumdan ölüme kadar tanık olduğumuz her bir anının, meselenin, acısıyla, tatlısıyla ibret vesikası ile attığımız her adımda bıraktığımız izlerin yumağıdır.
Ne mutlu;
Hayatı dolu, dolu yaşadım,
Sevdiğime, sevdiğim mesleğe kavuştum,
Bütün projelerim hemen hemen gerçekleşti diyenlere..
Ya! tersi ise ;
Bu anlam dolu değerli şarkıda olduğu gibi böyle acı hatıraların yüklendiği bir iz bırakır.
" Kaderimle arkadaş dost olamadım,
Beni candan sevecek yar bulamadım,
Ah ile vah ile geçti bu ömür,
Yaşadımmı öldümmü anlayamadım "(*)
Sevginin, saygının , esenliğin yol ve yön verdiği silinmeyecek hatıralarla dolu güzel günler dileklerimle..
Esen kalınız..
(*) Söz: Ülkü Aker Beste: Zafer Dilek
Makam: Muhayyer Kürdî