Son kelimesi, acı ve kederlerlerle yan yana olmazsa, bir ilki, bir adımı engellemezse katmerli bir hüznün yolu tıkanır.
Ne deriz;
Artık bu oyun son olsun,
Çektiğimiz acı son bulsun,
Bu son mektup deme sakın..
Sana bu son uyarım..
O sonsuzluğa doğru uçtu gitti..
Son şiirimde yine sen varsın..
Sanatçıya ait gittiğim son filmdi galiba..
Nereden çıktı bu sonlu mevzular derken,
Yaz aylarına veda etmeye az bir zaman kaldı,
Tabiatın ölümü " Sonbahar " a doğru yol alıyoruz,
Bir yandan ömürden bir sene daha bizlere veda etti,
Diğer yandan bu yıl yaz mevsiminin ortasında buz gibi sabah, akşam ve gece saatlerini yaşadık..
Tabiki bu durumlar deniz memleketi insanını etkilemiyor.
Yaz aylarının sınırlı günleri ve birden güz mevsiminin yaprak dökümü ile kendimizi buluyoruz.
Yakında göçmen kuşlarda sıcak iklimlere doğru kanat çırpmaya başlarlar..
Dam ve saçaklarda bıraktıkları yuvaları bizlere kalan son hatıra olur..
Yaşam böylesine zikzaklarla gelip geçerken kış aylarının kasveti yeni bir bahar özlemine hasret bırakır.
Son kuşlar ve son kanat çırpmaları, gökyüzünde çizdikleri yol güzergahı tabloları yine içimizde bir burukluk bırakır.
Bizleri sonbaharın kasvetli günleriyle başbaşa bırakır..
Son ve veda kelimeleri insan hayatındaki yaşam handikaplarından aşılması zor olanlardır.
Çünkü gönülden olarak veda ve elveda sözcükleri ağızdan çıkmaz.
Çıktığı an çaresizliğin, yaşam sevincini yıktığı andır..
Sonlardan ziyade ilklerin sizi mutlu ettiği günler dileğiyle..