Tempo FM
Yazı Detayı
28 Temmuz 2021 - Çarşamba 13:30 Bu yazı 547 kez okundu
 
AŞK GÖZLERDE BAŞLAR
Ömer Sabri KURŞUN
 
 
 
Aşk, karşı konulamaz bir biçimde arzulanmanın, karşı konulamayan arzusudur” demiş Amerikalı şair Robert Frost.
Karışık görünüyor ama bence açıklaması şu Robert Frost’un bu süzünün: Arzu arzuyu doğurur. Hakikaten de kimileri aşkta fena halde şanslıyken, kimileri ise “kürk giyse Erzurum’a kar yağmaz” misalidir aşk meselesinde.
Hatta bu şeytan tüysüz kişiler, fevkalade güzel/yakışıklı olsalar da aşk patikasında bahtsız ilerlerler. Çok kişi kendi kendine “Güzelim, çekiciyim, zekiyim ama nedense hayatımın aşkını bulamıyorum” demektedir, kimileri şeytan tüyünün keyfini sürer.
Âşık karşılıklıdır âşık olduğunuza eminseniz karşılığından da kesin emin olmanız gerekir.
Yok eğer karşılığı yokta senin kalbin kendi kendine gelin güvey oluyorsa tavsiyem aşağıda ki cümleyi kendinize tekrarlayın derim:
“Züleyha’ca bakışlarıma Yakup’ça kör kaldın. Ey ahmak yüreğim, kuyudan gelen her sesi sen Yusuf’tan mı sandın…”
Velhasıl kelam konuya eğilirsek şöyle derinlemesine değil(derinlemesine bakınca geri dönüş yolunu bulamayız) yüzeysel bakarak göreceğiz ki: Günümüzde birçok şeyi ne kadar kolay tüketiyoruz.
Teknolojinin gelişmesiyle birçok şeyi çok kolay tüketebilir olduk. İstediğimiz her şey bilgisayar ve internet sayesinde elimizin altında. Ne zaman ne istersek anında ona ulaşabiliyoruz.
Aşklar da öyle. Eskiden anlamını bilmediğimiz şimdilerin sanal aşkları. Bir tıkla ulaştığımız sonra aynı şekilde bitirdiğimiz aşklar. Bunlara aşk diyorlar. Âşık oluyoruz camın arkasındaki kim olduğunu bilmediğimiz tanımadığımız birine.
Aşk artık sessizliğe katlanamıyor. Âşık sanıyor ki ne kadar ses olursa o kadar iyi anlaşacak, çıkardığı sese karşılık bir ses istiyor, iniltisine bir iniltiyle cevap verilsin istiyor. Oysa o cep telefonu her çaldığında sesler daha bir anlamsızlaşıyor. Hiçbir şey iletmeyen, bir çağrı, bir duygu taşımayan her konuşma insanı kendi zindanına daha da çok gömüyor.
Günümüzün aşkları görünmek istiyor. Kıyıda köşede gizlenmek istemiyor, bilinmek, ilân edilmek, ses çıkarmak istiyor. Özlemek istemiyor âşık, hemen kavuşmak istiyor, chatleşmek, mesajlaşmak, cep telefonuyla onu hep kapsama alanında tutmak, hapsetmek, boğmak istiyor. Aşk, beklemeye tahammül etmiyor. Âşık sevmek değil sevilmek derdinde. Gürültü yapıyor. 'Ne olur beni sev!' diye ulu orta bağırıyor… Hız ve gürültü, sonunda aşkın yüzlerce yıllık anlamını da yutuyor…
O yaş almış bizlerin bildiği eski aşklar, âşıklar neredeler şimdi... Ara ki bulasın…
Aşkı konuşmak kolay da, onu olmak zor…
Aşk hayatın anlamını arayıştır. Kendinden geçmek, göklere yükselmek, hayatı bir vecd ve genişleme halinde yaşamak âşıklara özgüdür. Romantik aşkta aradığımız yalnızca insanî aşk ve ilişki değildir; aynı zamanda manevî deneyim ve bir bütünlük durumu özlemindeyizdir. Çünkü aşkla bir tamamlanmışlık duygusu yaşar, eksik bir parçamızın bize geri verildiğini hissederiz.
'Dinsel içgüdülerimiz modern kültürde başka bir yaşama biçimi bulamayınca gözlerden uzak yaşamasına izin verilen bir yere göçmüştür: Romantik aşka.' der bir yazar.
“Gerçekte aşk; karşılıklı oturmak, yüz yüze veya aynı noktaya bakmak, şiir okumak, sevgiliden utanacak kadar terbiyeli davranmak, güzel şeylerden bahsedip gülmek ve asla iffet sınırının ötesine uzanamamaktır…” Demiş İskender Pala
Aşk gözlerin bakışması, kalbin heyecanla çarpması ve sözlerin bir araya gelerek merhabalaşmasıdır.
Aşk önce gözlerde başlar, yürekte olgunlaşır, tende sonsuzluğa ulaşır derler. Gerçi ben unutmuş olabilirim üzerinden kırk dokuz yıl geçtikten sonra fakat zaman zaman o ilk heyecanı bakınca o ilk aşkı tattığım gözlere yaşamıyorum değil yani…
Aşk gözde başlar, saygıda yoğrulur, nezaketle o yol yürünür… Aşk, nefes alışında, saf saf bakışında resmine, tebessümdür, belki de sadece kalbinin çarpmasına, kalp gözüyle gördüğün engin derinlikten gelen o fısıltıya kulak vermektir beyinde…
İşte gözlerde başlayan gerçek aşklar böyle olmalıdır.
O ilk bakış. Öyle bir ateş düşürür ki içine yakar kavurur. O bakış bir yürek çarpıntısındır aslında.
Ruhunun senden koptuğunu hissedersin. İşte o zaman sen sen olmaktan çıkar başka biri olursun.
Aşk budur işte. Arkasında hiçbir art niyet yoktur, saftır temizdir pınarın ilk çıktığı yerdeki su gibi berraktır.
Bakılan ne güzellik ne maddiyattır. O ilk bakıştır aşk. Sonra onu düşünmek, her aklına geldiğinde yüreğinin aynı hisle çarpması... Gerçek aşk budur işte, manada derinliği vardır.
Aşk gözde başlar, dudakta tebessüm eder fakat en küçük olumsuz bir sözde, yaralanır…
Anlayacağınız bu kadar sevilesi ve kırılgandır aşk…
Ama önemli olan bunu yitirmemektir. Sevgilinin her zaman gözlerine bakabilmektir. Gözlerde yalan yoktur çünkü. Gözler bir başka bakar. Birçok kimse o yüzden gözlerine bakamaz karşısındakinin. Çünkü gözler kitler insanı. Bir çekim alanına alır ki kurtulamazsın.
Aşk o kadar güzeldir ki. Fakat ne yazık ki bu gerçek aşkı yakalamak çok zor…
Ama ne zaman ki gözlerine bakarak seni seviyorum dersen, bunu söyleyebilirsen o zaman gerçekten âşıksın demektir.
İnanın sahteleşen bu dünyada saf, yalan olmayan şeyler o kadar çok ihtiyacımız var ki. Elimizden yitip gitmeden sevdalar...
“Hani gözler var ya sözleri anlatır, hani sözler var ya gözleri ağlatır, hani anlar var ya değeri geç anlaşılır, bir de aşk var ya seni bana anlatır.” Dediği misal hep aşkla kalın, hep aşkı anlatsın gözleriniz sevdiğinize bakınca… Güzel, sağlıklı ve mutlu bir gün diliyorum, gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbetle…
 
Etiketler: AŞK, GÖZLERDE, BAŞLAR,
Yorumlar
Haber Yazılımı