Tempo FM
Yazı Detayı
12 Nisan 2020 - Pazar 19:55 Bu yazı 3239 kez okundu
 
Ben Bilirimci Kişilikler
Ömer Sabri KURŞUN
 
 

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
İhlâs, her işi yalnız Allah için yapmaktır. İhlâs yoksa nefsi için yapılmış olur. Bütün birliklerin dağılmasının tek sebebi ihlâssızlıktır. Bir toplumda, her şey Allah rızası için yapılsa, kendilerinin paylaşacakları maddî bir şey kalmaz. Paylaşacak bir şey olmayınca da, huzur, sevgi, birlik ve beraberlik olur. Çünkü ben demeyene, ben istemem diyene, Cenab-ı Hak daha fazlasını verir. Aksine, bir toplumda herkes bu benim malım derse, o mal için herkes birbirine düşer. Çünkü herkes, bunda kendisinin bir payı olduğunu düşünür. Ondan sonra da, huzursuzluk, düşmanlık, kavga ve dağılmalar başlar.
Ehl-i sünnete uygun olarak, dini yaymak için yapılan hizmetlerde, başarılı olmanın ilk şartı, ihlâslı olmaktır. Bu ise, yapılan hizmetlerin Allah için olması, bunun ibadet olduğuna inanılması ve bu yolun büyüklerinin sevilmesi ve kitaplarının okunmasıyla mümkündür.
Büyük zatların sözünü dinleyen, peki diyen, daima başarılı olmuştur. Bu hizmetlerde en faydasız olan, kendini ve aklını beğenendir. Ondan bu hizmetlere fayda gelmez, hatta kimseyi beğenmediği için kendisi sıkıntıya girer, başkalarını da sıkıntıya sokar.

Çok zengin bir tüccar, mübarek bir zata: “Her işte çok başarılısın. Bunun sebebi nedir?” diye sorunca; o zat tebessüm ederek, “İşimi hep bilmeyenlerle yaptığım için” cevabını verir. Tüccarın çok şaşırdığını görünce der ki:

Bu, bana rahmetli hocamın tavsiyesidir. Bir işe başlarken, kimlerle çalışacağımı sorduğum zaman: “Bilmeyenlerle çalış! Sana peki diyenleri, ihlâslı olanları seçip, onlarla işe başla! Kabiliyetli olan, kabiliyetine güvenir, çevresine sıkıntı verir. Ama kabiliyeti olmayan, ihlâslı olur, sana güvenir, dediğini yapar. Zamanla bu ihlâsından dolayı, Allahü teâlâ ona kabiliyet de verir. Hem ihlâs, hem kabiliyet kazanmış olur” buyurmuştu…
Bilenin bilgisine ve aklına güvenmesi, onu sıkıntıya sokar. Bilen hep akıl verir. Söz dinlemez veya istemeyerek dinler. İşi zamanında yapmaz, eksik veya bildiği gibi yapar. Çünkü “Bu iş ancak böyle yapılır” diye düşünür.
Genelde, bilmeyenin itaati ve ihlâsı çok olur. Bilmediği için sorarak iş yapar. Sorduğu için de rahat eder. İşler düzgün olur.

“Her şeyi ben bilirim.” “En iyisini ben yaparım” “Ben var ya ben”
“Ben, Ben, Ben…”
Etrafınızda bu cümleleri kuran insanlar mutlaka vardır. Bu kişiler her konuda fikir sahibi olan, size akıl veren, bütün işlerde deneyimli olduğunu düşünen insanlardır.
Her şeyi ben bilirim diyenler, konuşmayı da çok severler. Bunlar için sadece kendi düşündüklerinin önemi vardır. Onun dışında başka bir şeye gerek yoktur. En büyük tehlike “kendimizi her şey sanmamız”dır. Sanki biz olmasak hayat durur, güneş doğmaz, yağmur yağmaz.
Her şeyi bildiğimiz için yeni şeyler öğrenme şansımız yoktur. Çünkü biz her şeyi biliriz. Bu düşüncede olanlar kompleksli insanlardır.
Komplekssiz insan, akılın akıldan üstün olabileceğini, her an herkesten yeni bir şeyler öğrenilebileceğini çok iyi bilir.

Öğrenmek sonsuz bir çaba ister. Hangi konuda olursa olsun “biliyorum” demek çok zordur. Çünkü ne zaman “biliyorum” deseniz, bilmediğiniz bir şey mutlaka vardır.
Bilginin derinliklerine dalanlar alçak gönüllülüğü öğrenirler.
En tehlikeliler, yarım bilgililerdir. Bunlar bildiklerini sanarak davranırlar. Yarı pişmiş bilgi, yarı pişmiş ekmek gibidir. Yarı pişmiş ekmek yarı hamurdur, mideye oturur. Yarı pişmiş bilgi de beyne oturur. Oturmakla kalmaz, kişiye olmadık işler yaptırır.
Bilmek hoş bir duygudur. Bilmek, bilgiye sahip olmak ulu bir zenginliktir. Bilgi mülkiyeti insana güven verir. İnsan, öğrenmek arzusuna sahipse bu dünyada öğreneceği çok şey vardır.
“Ben bunları zaten biliyorum.” deme alışkanlığından vazgeçmek gerekir. Farkındalığın ve yeni bir şeyler öğrenmemizin önündeki en büyük engel, her şeyi ya da çok şeyi bildiğimizi sanma alışkanlığıdır. Bir şeyi bildiğimizden eminsek, o konuya olan ilgi ve merakımız da azalacağından, algılarımızın kapanması da çok doğaldır.

Herkes her şeyi bilmez ama cahiller her şeyi bilir.
Bu genetik bir yapı mıdır, yoksa bencillik midir?
O kadarını bilemem ama bildiğim bir gerçek var cahiller her şeyi çok iyi biliyor. Hepimizin etrafında böyle kişiler mutlaka vardır. Her konuda fikir sahibi, akıl veren bütün işlerde deneyimli olduğunu söyleyen bu kişiler arkadaşımız, akrabamız, komşumuz, çevremizdeki her hangi biri, ya da hiç tanımadığımız birileri olabilir. Bunların her konuda muhakkak bilgileri vardır. Gündemdeki tüm olaylar hakkında bilgi sahibidirler. Bilmedikleri konu, yapmadıkları iş yoktur. İki düşünüp bir konuşmak yerine, bir düşünüp beş konuşurlar.

Düşüncelerini mantık süzgecinden geçirmeden ifade ettikleri için genelde boş konuşurlar. İşin esprisini bir kenara bırakalım, bir insanın her şeyi bilmesi mümkün değildir. Allah herkese farklı bir kabiliyet vermiştir.

Ama maalesef ki içimizde yaşayan, yakın veya uzak hala;
"Küçük dağları ben yarattım. Haberin yok mu!" havasında olan insanların yanı sıra bir de "Her şeyi ben bilirim. Sen hala ne konuşuyorsun?" diyen insanlarımız vardır.

“Her şeyi ben bilirim” havasında olan insanlar genellikle hem kişisel hem de profesyonel ilişkilerde sorun çıkarırlar. Onların bu davranış şekli bizi rahatsız eder. Belki bizden daha fazla bilgiye ve deneyime sahip olabilirler, fakat bu onlara her şeyi biliyorlarmış ve her zaman bir nedenleri varmış gibi davranma hakkını vermez. Bu davranışları onların sinir bozucu insanlar olarak tanınmasına neden olur.
Bu kişi sinir bozucu olabilir, fakat onun bu bilmiş tavırlarının ardında öz güven eksikliği veya daha derin bir kişisel sorun olabileceğini unutmayın. Ne kadar rahatsız olursanız olun, kendinizi tutun ve görmezden gelmeye çalışın. Empati kurmayı deneyin. Bu bilmiş tavırlarının ona istediği şeyi vermediğini görünce, bu davranışından vazgeçecektir.

Çokbilmiş insanlar genellikle fazla savunmacı ve hatta bazen saldırgan olurlar. Bu nedenle onları bir konu hakkında sıkıştırmak yapacağınız en son şey olmalıdır. Bu kişinin bilmiş tavırlarıyla dalga geçmek çok eğlenceli olsa da, kesinlikle kötü sonuçları olabilir.
O kişiyle dalga geçmek yerine derin bir nefes alın ve “Ben bunu hiç bilmiyordum. Ne kadar ilginç.” deyin ve bunu yaparken gülmemeye çalışın. Günün sonunda, bu kişinin davranışlarının zararsız olduğunu ve hiçbir şey ifade etmediğini unutmayın. Arkadaşça bir ifade veya yorum, yaşanan herhangi bir gerginliği hafifletebilir.
Bilmiş kişiye karşı saygılı olun, fakat ona detay sorular sorun. Söylediği bir şeyin neden doğru olduğunu veya neye dayanarak doğru olduğu iddia ettiğini sorun. Spesifik detaylar hakkında direkt bir soru sormak bu tip insanların konuşmadan önce düşünmeleri gerektiğini anlamalarını sağlar.

Her şeyi ben bilirim havasında olan insanların bu davranışlarının başkalarını rahatsız ettiğini bilmeme ihtimalleri olduğunu unutmayın. Eğer bu kişinin davranışının başkalarını rahatsız ettiğinden habersiz olduğunu düşünüyorsanız, bunu özel bir konuşma sırasında başarılı ve taktiksel bir biçimde ona açıklayabilirsiniz. Ayrıca, bu kişinin davranışlarını gözden geçirmesi için motive etmeniz ve kendisini kişisel bir saldırıya uğramış gibi hissetmemesi oldukça önemlidir.
Bilmiş insanların kendileri güvensiz hisseden insanlar olabileceğini ve bunun benliklerini kaybetmelerine neden olabileceğini unutmayın. Onlara takımın önemli bir parçası olduklarını söyleyin, fakat daha da önemlisi onlara başkalarının da takıma katkıda bulunma şansının ne kadar önemli olduğunu hatırlatın.

Mevlana’nın söylediği gibi haddimizi bilelim yeter.
"Bin sene de okusam, ne biliyorsun diye sorsalar bana haddimi bilirim derim"

Her şeyi ben bilirim diyenler! Kendilerini öne çıkarmak için her konuda ahkâm keserler, her konuda fikir belirtirler ve her şeyi bildiğini iddia ederler, genellikle fazla savunmacı ve hatta saldırgan olurlar. Her şeyi bilen kişilerle uğraşmak yerine “tavsiyelerin için teşekkür ederim” demek en güzel cevap olsa gerek!

Kavanozda yüzüp kendini deryada zannedenler için Ahmet Hamdi Tanpınar diyor ki;
“Âlim bazı şeyleri bilir, cahil her şeyi”

Ampulü icat eden Edison, çalışma odasında bulunan kedisi ile yavrusunun dışarı çıkmak için kapıyı tırmaladığını görünce kalkar, kapıyı açıp dışarı çıkmalarını sağlar. Bir müddet sonra kediler içeri girmek için yine kapıyı tırmalarlar. Bilgin yine yerinden kalkar ve kedileri içeri alır. Konsantresinin bozulmaması için marangozu yanına çağırarak, kapıya büyük kedi için büyük bir delik, yavrusu içinde küçük bir delik açmasını, böylece artık rahatça çalışmasını sağlamasını ister.

Marangoz; “Efendim, büyük bir delik açmak yeterlidir.
Bu delikten kedi de yavrusu da geçer. İki delik açmak gereksiz olur” der.
Bilgin, düşünmediğini marangozdan öğrenmiş olur.

Sözüm meclisten dışarı deyip ders niteliğinde ki bu fıkra ile yazıma son vereceğim.

Eşek ve Kurt ormanda gezerlerken aralarında bir tartışma başlamış.
Eşek, yemyeşil otlara bakıp, “otlar ne güzel kırmızı” demiş.
Kurt bu sözü duyunca, “Lan olur mu hiç, yemyeşil ot işte, bunun neresi kırmızı?”
Diye sormuş. Eşek bu, dinler mi inatlaşmış durmuş.
Kurt bu duruma çok kızınca aralarında büyük bir tartışma başlamış.
En nihayetinde olay büyüyünce konu ormanlar kralı Aslan’a intikal etmiş.
Aslan her iki tarafı dinlemiş ve kararını açıklamış.
Karar, Eşeğe istediği kadar ot verilip salıverilmesi, Kurt için ise bir ay hapis cezası olarak çıkınca Kurt hemen atılmış,
“Kralım gerçekten olay böyle mi, yani otların rengi kırmızı mı, bende mi sıkıntı var”
Diye sorunca Aslan şu cevabı vermiş.
-“Sen kurtsun, ne diye bir eşekle tartışmaya giriyorsun ki?
Ben de biliyorum ot yeşildir ve sen haklısın ama eşeğe uyup onunla tartıştığın için bu cezayı sana layık gördüm” demiş.

Hani bir söz vardır ya, bu söz bu fıkraya cuk diye oturuyor.
“Âlimle sohbet et, alırsın mertebe; cahille sohbet etme, dönersin merkebe”
Hayatta bazı insanlar vardır ki bunlarla tartışmaya girmek gerçekten çok büyük bir hata. Cahil olanlar her şeyi biliyorlar. Peki, kim bu cahiller?
Aslında biliyor ve tanıyoruz bu cahilleri lakin pek de önemsemiyoruz.
Acaba siz de her şeyi ben bilirim diyenlerden biri olabilir misiniz?
Kesinlikle hayır diyeceğim sizin yerinize çünkü benim çevreme böyle birine rastlamadım. Çünkü şunu çok iyi bilirler ki; bu tiplerin “bencilliğin sınırlarını aşmış, egosu yere inmeye yanaşmayan insan” olduğunu. Aynı zamanda bunların inatçı ve gururlu olması, cehaletindeki ısrarın nedeni olduğunu…
Bu insanların hayattaki tek dostlarının cehalet ve bencillik olduğunu… Ve aynı zamanda ısrarla uzak durulması gereken insanlar olduğunu.

Sabah uyandığımda mesajlarıma bakınca Edebiyat defterinden bir yorum mesajı geldiğini gördüm. Mesajımı açıp bakınca 2016 yılında “Bilmez misin” başlıklı şiirime bir dostun güzel bir yorum bırakmış. Facebook sosyal sayfamda alışkanlığım ve âdetim olmadığı üzere affınıza sığınarak konuyla ilişkili olduğu ve bu şiirimi görünce bu yazıya neden ve ilham olduğu için sizlerle paylaşıyorum.

Bilmez misin?

Her şeyi ben bilirim demesine dersin de
Bilmenin anlamını bir kelime bilmezsin
Ben hamdım artık piştim oldum erdim dersin de
Pişmiş olmak ne demek bunu hiç bilmez misin?

Sen hiç yaratılanı sevdin mi kalp özünle
Can dediğin dostunu kırdın mı hiç sözünle
Boşa der konuşursun baktım hep kalp gözümle
İftira ne demektir bunu hiç bilmez misin?

Yeter havalandığın artık yüksekte uçma
Akıllı ol da otur etrafa nefret saçma
Dilinin söylediği hep birbirinden saçma
Lafazanlık ne demek bunu hiç bilmez misin?

Şöyle bir duruver de çevrene at bi nazar
Önce dinlemeyi bil sonra de azar azar
Kim birinin ardından uğraşıp kuyu kazar
Bir gün kendi düşermiş bunu hiç bilmez misin?

Kimseye göstermezsen güzelim insanlığı
Bir gün gelir bakarsın kopar gider dost bağı
Aklını al başına "ben" için çekme yağı
İzzetinefis nedir bunu hiç bilmez misin?..

10.04.2016 03.00- İZMİR(2)
Ömer Sabri Kurşun

Eğer vaktiniz varsa kalbinizde ki sevgiden rica etsem bana da bir cimdik gönderir misiniz?
Çünkü yarın burada olamayabilirim!!!…

Sevgiyle, sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevin, sevilin, hayat sevince güzel ve diyelim ki her bir cümleye; bu ülkenin sahipleri yalnızca bu ülkeyi karşılıksız seve bilenlerdir…
Gönül soframdan gönül sofranıza muhabbet, gecenizden doğan sabahınıza selam olsun… Beklenmedik anda gelen güzellikler vardır. Rabbim o güzellikleri hayatımızdan eksik etmesin… Her Pazar benim gibi birlikte kahvaltı, çay keyfi ve kahve keyfi yaptığınız sevdikleriniz olsun, Kalpleriniz huzurla dolsun… Hayatınıza anlam katan, güzel olan ve sizleri mutlu eden ne varsa hep hayatınızda kalması ve sağlıklı olmanız dileğiyle mutlu Pazarlar diliyorum…

 
Etiketler: Ben, Bilirimci, Kişilikler,
Yorumlar
Haber Yazılımı