Tempo FM
Yazı Detayı
02 Mayıs 2021 - Pazar 09:22 Bu yazı 515 kez okundu
 
Bir Döngüdür Hayatımız..
Ömer Sabri KURŞUN
 
 
Gün/aydın… Bismillâhirrahmânirrahîm… ‘Selamun Kavlen Mir Rabbin Rahim’ ile başlayalım güne. Ve sabaha ulaşanlara selam, ulaştıran Rabbime şükürler olsun diyelim yürekten, gönülden inanarak.
Toros dağları kokarım ben, Çukurova’dan yollanan... Karadeniz’de hırçınca soluklanan… Marmara’dan dinlenen. Ege’den başlayıp Akdeniz'e el verip sevdalanan… Bir sevdadır Ege’nin mavi yeşil koynuna düşen yüreğim, bir martının kanat çırpınışları gibi. Ömrünü tüketirken, bir gün daha bitiyor saatin tik takları altında saklı…
Bu günde başladı, akşam olacak sonunda... Yarın sabah olacak ve yarın, bugün geçmiş olacak. Bir sonra ki gün yarın da dün olacak. Kimler görecek yarını, kimler için bu gün "geçmiş" olacak bilmiyoruz…
Ey badı sabahın anlamlı cümlesi, ola ki yağmur damlası düşmemişse yanaklarınıza, ol sabah hemen bir pencereden uzatın başınızı ve damlalara teslim edin yanaklarınızı.
Gününüz damla üzerine yansıyan ışıklar gibi parıldasın. Uyanmak ve silkelenmek zamanıdır, en koyu gecenin ardından yağmur sabahlarına…
Ey bizleri karanlık geceden aydınlık sabaha çıkaran Yüce Rabbim… Bizlere bugün de huzuru, bereketi, sağlığı, mutluluğu yaşamayı layık kıl, rahmetini, merhametini üzerimizden esirgeme, sevdiklerimizi koru. Rahman ve Resul aşkı yüreklerimizden eksik olmasın. Zifiri karanlık geceyi aydınlık güne çeviren Rabbim sıkıntılarınızı feraha çıkarsın…
Unutmayın ki hayat yolunda yaptığınız maçların bir tek hakemi vardır. O da yüce Allah’tır.
İntibah romanında Namık Kemal şöyle yazmış.
"İnsan her adımını mezardan uzaklaşmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır."
Nitekim insanoğlu her nefesini hayatını uzatmak için alır, yine her nefeste hayatından bir nefeslik zaman azalır... Bu demek ki hayat kısa, izlediğin filimden de.
“Yaşadığımız şu güzel dünyada bir yerlerden gelip bir yerlere akan bir ırmak gibiyiz. Her sabah izlediğimiz gündoğumu ile hayran olduğumuz günbatımı arasında sayısız güzellikler akıp gidiyor.”
Toprak, Su, Hava, Ateş… İskender Pala kitabında bunlar dört güzeller adını vermiş. Ne güzel…
Platon’a göre ateş parlak ince ve haraketli; Hava karanlık ince ve haraketli; Su karanlık, kalın ve haraketli ve toprak karanlık, kalın ve hareketsizdir…
Âdemoğlu hep Güneşi sever. Ben Ayın gönlünü almak için gündüz yumarım gözlerimi. Benim güzelliğimi gören yok mudur? deyip kederlenmesin diye. Her gece yıldızlarla dolu bir gökyüzü şöleninde seyrine doyamadığımız manzara, sizi de sonsuz bir sorular âlemine alıp götürmedi mi hiç?
Bizim oraların güneşi çok yakar da sen yanmaya kıyamazsın, gönül koyup ışığını esirgemesin diye. Bizim oraların rüzgârı da, suyu da, toprağı da bir başkadır. Gökyüzüne baktığında sanki Akdeniz’in mavisini görürsün, görürsün de ta Torosların başı göğe ulaşmış doruklarından yüreğin kabarır maya çalınmış hamur gibi, işte bu sevdamız yüreğimizi kanatır damla damla kara toprağın bağrına.
Ve kokar buram buram vatanın toprak kokusu; hele de yağmur sonrası, Güneş ışıl ışıl tüm doğayı aydınlatırken, temizlenmiş havayı içimize çektiğimizde duyumsadığımız muhteşem tazelik kokusudur. Can’dır, hayat ’tır... Ana kucağı, ana kokusu gibi…
‘’Hepimizin bir annesi vardır, toprak’’ demiş Victor Hugo
Bir döngüdür hayatımız. Ölümle toprak, tüm dinlerde bütündür. Döneceğimiz yer, başladığımız noktadır. Ölümle birlikte, toprak bir kez daha annemiz olur, bizi şefkatli kollarına alır ve bağrına basar.
Su, hava, toprak ve ateş, insanoğlunun bu uzun yeryüzü macerasında ona yoldaşlık etmiş, tarih öncesi günlerinden uzayın derinliklerinde yolculuk ettiği yarınlarına kadar onunla beraber yürümüştür…
Toprak, hava, su, ateş, kâinat… Bu dört direğin üzerinde duruyor dünya… İlk nefeste herkesin göğsünü aynı rüzgâr şişiriyor. Son nefeste aynı toprak örtüyor her şeyin üzerini. İki tohum ekiyorsun kara yerin bağrına. İkisine de aynı berrak suyu veriyorsun köküne canı gelsin diye. Aynı havayı teneffüs ediyor ikisi de boy verirken.
Ama birisi zakkum oluyor birisi gül. Zakkumda yaşar bu toprağım üstünde gül de. Ama zakkum zehrini salarsa ortalığa, bahçenin sahibine düşen onu söküp atmaktır. Ve dahi vakit geçirmeden yolmaktır kökünden.
Ateş olup mazlumu yakan olursa, söndürecek suda bitmez bizim topraklarımızda, külünü dağıtacak rüzgârda…
Kim; Barış adına, Sevgi adına, İnsanlık adına yoklama alırsa, Ben; ‘Buradayım’ her zaman ve her an...
Sevdiklerinizle tüm kirlenmişliklerden uzak, mutlu gülen bir yüzle, sevelim, sevilelim, şu üç günlük dünyada hayat sevince güzel ve diyelim her bir cümleye; atalarımızdan emanet aldığımız bu Vatanın sahipleri yalnızca bu Vatanı karşılıksız seve bilenlerdir… Hoş kalın, hoşça kalın ama hep sevgiyle, dostça kalın… Gönül soframdan, gönül sofranıza muhabbetler olsun…
 
Etiketler: Bir, Döngüdür, Hayatımız..,
Yorumlar
Haber Yazılımı