Tempo FM
Yazı Detayı
05 Haziran 2021 - Cumartesi 13:47 Bu yazı 366 kez okundu
 
KENDİ YANLIŞLARIM İÇİNDE MUTLULUK...
Ömer Sabri KURŞUN
 
 
Bazen kendimizi mutsuz, depresif, umutsuz hissedebiliriz. Ancak, başımıza gelen kötü olaylar yerimizde durup günlerce üzülmemiz için değil, içimizdeki gücü keşfedip ayağa kalkmamız için gerçekleşiyor.
Bazen bir söz, hayatta daha mutlu olmak için ilham verir;
Hepimizin hayatında belki de milyonlarca sapak var ve ben sanki bütün bu sapaklardan hep yanlışı seçiyor gibi hissediyorum kendimi. Aslında böyle olmadığının farkındayım ama bilmek içselleştirmek içim yeterli gelmiyor maalesef…
Ben çoğu hatayı yaptığımda doğruyu da buldum… Bazı eksiklerim olduğunda düzeltmeye çalıştım. Düzelmiyorsa, "zorlamanın hiçbir anlamı yok" diye öylece bıraktım… Bırakınca da mutlu oldum…
Her şeyden anlam çıkarıp, üzerine alınan bir kitleyi buna ikna etmek yerine, kendi yanlışlarım, kendi doğrularım, kendi isteklerimi yaşadığım bu alanda tek bir satır bile atlamadım... Belki yenilgilerim olmuştur en az sizin kadar. Kaybettiklerimse zaten benim değildi… Şimdi ise kendi çıkarları uğruna insan satanlardan daha iyi durumdayım. Ve de mutluyum…
Bazı imhalar bu yüzden var... En azından konu kapanınca kendi sesini duyuyorsun...
Bugüne gelene kadar gerek özel gerekse dostluk ilişkilerimde her insan gibi yanlışlar da yaptım doğrular da. Ve geriye dönüp baktığımda tüm yanlışlarımı en az doğrularım kadar seviyorum. Bence bu insanın kendisiyle barışık olmasının anahtarı… Yanlışlardan ders çıkarmak insanı daha kendi gönlüne ve aklına göre olan bir doğruya götürüyor.
Neyse, öğreneceğim daha çok şey var.
İnsanları ne ikna edebilir nede mutlu edebilirsin kendine güvenip kendi doğrularınla yaşamak en güzeli yalnızlık bazen güzeldir bazen; kendini değerlendirmek ve kendini dinlemek için fırsattır bazen kendimize haksızlık etmiyor muyuz hep başkalarını mutlu edeceğiz diye kendimizi unutuyoruz. Bu bencillik olmasa gerek Benciller hiç mutlu olamazlar ama birazda kendimizi mutlu etmeye kendimizin ihtiyacı var diye düşünüyorum.
Peki mutluluk kavramı ne diye sorarsak en azından kendi kendimize.
İlk cevabı Immanuel Kant’ dan alırız:
“Mutluluk aklın değil hayalin bir idealidir…”
Dünya barışına sahip olmanın yolu iç huzurdan geçer. Herkesin huzurlu olduğu bir dünyada elbette ki barış dolu olur. “Dr. Wayne W. Dyer”
Başkalarının sizi nasıl göründüğüne odaklanmaktan vazgeçin. Gerçekten mutlu olmak istiyorsanız, başkalarını memnun etmeye uğraşmayın. “Tavis Smley”
“Madem her şeyi mutlu olmak için yapıyoruz öyleyse neden tatmin olmuyoruz? Neden mükemmel, sonsuz mutluluğa ulaşamıyoruz?”
Hayatınızda yaptığınız tüm etkinliklerin nedenlerine baktığınızda altında yatan ana nedenin “mutluluk” olduğunu fark edeceksiniz.
Yaşadığımız hayal kırıklıklarına, çelişkiye, acıya ve ölüme rağmen birçoğumuz mutlu görünüyoruz. Peki mutluluk kötümserleri nasıl bu kadar yanıldılar? Onlar büyük olasılıkla nevrotik kişilik özelliği yüksek olan kişilerdi. Endişe, derin düşünme ve izolasyon işlerinin bir parçasıydı. Ayrıca bir şeyleri değiştirmeye her şey yolunda diyerek başlanmıyordu. Büyük sosyal ve kişisel reform adımları neredeyse her zaman bizim mutsuzluğumuz ilk önermesine dayanmıştır. Kitapçılarda raflar tatmin edilmemiş, her zamankinden daha stresli, her zamankinden daha boş, her zamankinden daha mutsuz olduğumuz temelinden yola çıkan ve akıl, vücut ve ruh sağlığı kılavuz kitaplarıyla doludur. Oldukça mutlu olduğunu düşünen bir toplum neden mutsuzluğu tedavi edeceği varsayılan şeylerin umutsuz tüketicisi olmaktadır? Mutluluk hikâyeleri söz konusu olduğunda da oldukça safız.
Eğer mutluluk sistemi bizim için daha iyi şeyleri aramamıza yardım etmek için varsa, işlerin başka yerlerde daha iyi gittiği olasılığına göre ayarlanmalı. Ufku daha iyi bir çevre, daha iyi sosyal çevre, daha iyi bir davranış şekli için sürekli tarıyor olmalı. Ve her zaman küçük bir hoşnutsuzluk boşluğu bırakıyor olmalı.
Etrafınızda mutlaka sürekli mutlu olduğuna inandığınız insanlar vardır. “Yahu ne güzel hep mutlu!” diyerek imrenmemek elde değil onlara… Fakat durum göründüğü gibi değil. Kimse mükemmel mutluluğa ulaşamaz. Onların tek farkı mutsuzluğu algılama biçimlerinde.
Yani bir benzetme yaparsam aynen benim gibi; “Dışarıdan çok güçlü göründüğüm anlarda, içimde yavaş yavaş nelerin yıkıldığını bir ben biliyorum…”
“Gerçek mutluluğu yakalamış insanlar, mutsuz olduklarında o günlerin de elbet geçeceğini bilen ve mutsuzluğun da kendilerine kattığı birçok güzelliğin farkında olan insanlardır.”
Eğer mutsuz olduğunuzda o günlerin geçici olduğu ve yarının daha güzel bir gün olacağı inancını kaybetmezseniz bu sizi daha mutlu bir insan yapacaktır.
Bizi mutsuz eden tüm olumsuz olarak algılanan duygular: “Nefret, öfke, üzüntü, sinir” gibi, aslında yaşanması gereken duygular. En mutlu anlarımız için o duygulardan faydalandık. Başarısız olduğunuzda üzüldünüz ve bu sizin daha çok çalışmanızı sağladı. Hayattan çıkarılan tüm dersler olumsuz olarak algıladığımız bu duygular sayesinde.
Her bir düşüş yeni bir yükseliş… Mutsuz olmadan mutluluğun nasıl bir duygu olduğunu asla anlayamazdık. Olumsuz duyguları da kabul ederek, kavramlara olan bakış açınızı değiştiğinizde daha mutlu olduğunuzu fark edeceksiniz.
Size zevk veren şeyleri yapmak mutlu edecektir. En sevdiğiniz kahvenizi yudumlamanız, en sevdiğiniz yemekten bir ısırık almanız… Basit görünen ama etkili yöntemler. İnsana “Oh be yaşamak varmış!” dedirtiyor. Modern hayat biçimi yüzünden sıklıkla zevklerimizi geçiştiriyoruz. Hep alışverişimizi, kahvemizi, en sevdiğimiz mekânlarda kendimize ayırdığımız vakti kısıtlıyoruz. Sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyoruz. Yetişmeye çalıştıkça hayattan aldığımız zevk de azalıyor. Tadını çıkarmayı unutur olduk. Zevklerimiz için ayırdığınız süreyi başka hiçbir şey düşünmemek üzerine tasarım etmenin verdiği mutluluğun yerini hiçbir şey tutamaz. Kendinize zaman ayırarak bu zamanı sevdiğiniz etkinliklerle doldurduğunuzda duygu durumunuzdaki farkı göreceksiniz.
Bir anonim söz der ki;
“Ben insanım...
Doğrularım da var yanlışlarım da; özrüm de var hatalarım da...
Ben her şeyden önce insanım...
Senin gibi olmasam da sendenim; nefes aldığım kadar varım sonsuz değilim...
Bir çift göz, iki el, iki ayaktan, akıldan önce en değerlisi bir yürek taşıyorum!..
Anlamını bilirim, değerini de bilirim yüreğimin, gücünde sevgi yatar, merhamet yatar, dergâhım sevdamdır, dergâhım Mevla'm...
Ben insanım özüm de bir, sözüm de...
İnkârım yok zararım kendime...
Beni seven dinimden, dilimden değil özümden sevsin; beni bilen ırkımdan değil, soyumdan değil, insanlığımdan bilsin... Kötüye uçurum, iyiye yol olurum...
Dergahım herkese açık; İnsan olan başımda, diğerleri kapımda dursun!..”
Bu günlük bu kadar dostlarım… Var olan sesin hükmüyle yazan kalemimize gün bitti nasipse yeni günlere…
Ben kendi yanlışlarımın bile arkasındayken, bazıları hala kendi doğrularından tedirginsin...
Hoş kalın, hoşça kalın, ama her dem doğru, mutlu ve sevgiyle dostça kalın.
Gönül soframdan gönül sofranıza sevgi ve muhabbetler gönderdim…
 
Etiketler: KENDİ, YANLIŞLARIM, İÇİNDE, MUTLULUK...,
Yorumlar
Haber Yazılımı